# taz.de -- Surlar tepeden balığa benzese de: „Hafızamız balığınkine benzemez“
> Sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte büyük bir yıkımın yaşandığı Sur'da,
> travmanın izleri gündelik hayata yansıyor. DBP'nin açıkladığı kapsamlı
> kayyım raporu, demokratik siyasete vurulan darbenin boyutlarını ortaya
> koydu.
(IMG) Bild: „Kayyımların ilk icraatlarından biri toplam 2013 çalışanı işten çıkarmak oldu.“
Yukarıdan bakıldığında bir balığı andıran, surlarla çevrili Kürt şehri
Diyarbakır’ın 7 bin yıllık tarihe sahip Sur İlçesi’nin tüm girişlerinde
polis kontrol noktaları kurulmuş. İnsanlar çok gergin. Diyarbakırlı
yazarlar Şeyhmus Diken ve Lal Laleş’le, şehirde yeni açılmış olan
Yayınağacı kitabevini ziyarete giderken otomobilimizi sıkıştıran otobüs
şoföründen geçmek için izin istiyoruz. “Size yol versem, herkese yol vermem
gerekecek“ diyerek tepki gösteriyor.
Akşam saatlerinde Suriçi’nde bulunan ve Diyarbakırlı okur-yazarların uğrak
mekânı Sülüklü Han’a doğru yürürken polisin kaldırımda top oynayan
çocuklara “burada oynamak yasak, gidin başka yerde oynayın“ uyarısına
şaşırmıyoruz. Fakat biraz nefes almak için gittiğimiz Sülüklü Han’da
polisinkinden farklı olmayan bir “müdahaleyle“ daha karşılaşıyoruz.
## „Yasak“ en revaçtaki sözcük
Sülüklü Han’ın avlusunda yanan ateşin yanında durup ısınmak yasakmış
mesela! Kimsenin olmadığı mekânda telefonumuzdan altına klasik müzik
döşenmiş bir baba-oğulun birlikte yemek yaptığını gösteren otuz saniyelik
videosunu izleyince “insanlar rahatsız oluyor“ diyerek kapatmamızı istiyor!
Tepki gösterince de garsonlar bize “relax“ olmamızı tavsiye ediyorlar. Oysa
çalışanlar pek de “relax“ sayılmaz. Tıpkı Diyarbakır havalimanındaki
temizlikçi gibi. Tuvaletten çıkıp lavaboya yönelince kapıda dikilen
temizlikçi sert bir müdahaleyle ellerimi orada yıkamamamı, çünkü her yeri
yeni temizlediğini söylüyor ve ekliyor: “Ellerini kuruttuğun peçeteyi de
çöpe atma, git başka bir yere at!“
İki yıl öncesine kadar biraz soluk almak için gitmeye fırsat kolladığımız
Diyarbakır’da “yasak“ en revaçtaki sözcük. Diyarbakırlı yazar Özgür Amed,
bu gerilimi çatışma zamanında oluşmuş travmaya bağlıyor; “Doksan yılda
yaşanan şiddetten daha fazlası, iki yılda uygulandı. Bu keskin geçişin
yarattığı travma herkesi hasta etmiş durumda. İnsanlar gündelik yaşamda
öfkelerini çıkaracak yer arıyor.“
Diyarbakır surlarının içinde kalan ilçede adım başı geçici polis kontrol
noktası var. Kalıcı altı karakolun inşası için çalışmalar da sürüyor.
İlçenin tarihi yerleşim bölgelerindeki yıkım ise tüm hızıyla devam ediyor.
Şehre uçaktan bakınca insanın aklına gelen, “balığın“ önemli bir bölümünün
acımasız, yırtıcı bir hayvan tarafından yerinden sökülüp alındığı.
## Ezmeyi, kırmayı, dökmeyi marifet saymak
Sur’da ilki 6 Eylül 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı, çeşitli
mahallelerde toplamda bir yıldan fazla sürdü. 2016’dan itibaren peyderpey
kaldırılan sokağa çıkma yasağı sonrasında küçük hasarlı olan yapılar bile
yıkıldı. İzleyen süreçte, 21 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile
Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292’si için Acele Kamulaştırma kararı alındı.
Kalan parseller de zaten önceki kentsel dönüşüm sürecinde kamulaştırıldığı
için bu karara dahil edilmedi. Özetle devlet Suriçi’ni tamamını “ele
geçirdi.“
Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken, son kitabı “Ahım Var Diyarbakır“da
Sur’daki yıkımı şöyle anlatıyor: “Şimdi böyle taammüden cinayete kuran
gitmiş bir şehir serencamıyla hemhâliz. Kamulaştırma, hem de en ‚acil’inden
bir ‘devletleştirme politikası’yla karşı karşıya Sur ve Suriçi dediğimiz
Diyarbekir… Madunla, altta kalanla konuşup dinlemeyi kendine yediremeyen,
aksine ezmeyi, kırmayı, dökmeyi, sonra da 'bak ben yeniden, daha güzelini
yapacağım, göreceksin’ demeyi marifet sayan bir muktedirle karşı karşıya
şehir…“
Demokratik Bölgeler Partisi’nin, (DBP) belediyelere atanan kayyımların
uygulamalarıyla ilgili raporunu açıkladığı 11 Aralık günkü basın toplantısı
da yine belediyesine kayyım atanan Suriçi’ndeki bir otelde
gerçekleştirildi. 2015 öncesinde Diyarbakır’da bu tür etkinliklere
Türkiye’nin batısından sayısız gazeteci, yazar, siyasetçi, sivil toplumcu
hevesle katılırken, bu sefer salonda neredeyse sadece yerel gazeteciler ve
siyasetçiler vardı.
Buna rağmen Diyarbakırlı bir kadın aktivist, “çatışmaların yaşandığı
2015’ten beri bu kadar insanın bir araya geldiği nadir etkinliklerden biri“
diye tanımlıyor toplantıyı; “Çünkü insanlar mimlenmekten, gözaltına
alınmaktan korkuyor.“
## 102 belediyenin 94'üne kayyım
15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin hemen ardından, 20
Temmuz’da ilan edilen Olağanüstü Hal’in en büyük uygulamalarından biri,
hükümetin Kürt şehirlerindeki belediyelerin başına devlet memurlarını
atamasıydı. OHAL’le birlikte Cumhurbaşkanı’na Kanun Hükmünde Kararnameler
(KHK) yoluyla, parlamentodan yasa geçirilmesine gerek duyulmadan Bakanlar
Kurulu onayıyla kanun gibi kararname çıkarma yetkisi verilmişti. Böylece 15
Ağustos 2016 tarihinde imzalanan 674 Sayılı KHK ile belediyelere kayyım
atama yetkisi, belediyelerin taşınır mallarına el koyma ve çalışanlarını
görevden uzaklaştırma yetkisi valilik ve kaymakamlıklara verildi.
11 Eylül 2016 tarihinden itibaren de DBP’nin elinde olan 102 belediyenin
94’üne kayyım atandı. 3’ü büyükşehir belediyesi olmak üzere 10 il, 72 ilçe
ve 12 kasabanın belediye eş başkanları görevden uzaklaştırılırken,
yerlerine Ankara tarafından devlet memurları, valiler, kaymakamlar atandı.
Bu süreçte 93 belediye eş başkanı ve 500 belediye meclis üyesi hapse
atıldı. Raporun yayınlandığı tarih itibariyle 27’si kadın olmak üzere 70 eş
başkan ve 81 belediye meclis üyesinin hapiste olduğunu da not etmek lazım.
Türkiye tarihinde Ankara’nın yerel yönetimlere yönelik en kapsamlı
operasyonu olarak geçen bu müdahaleyle 30 Mart 2014’te gerçekleştirilen
yerel seçim sonuçları Kürt seçmenler açısından fiilen askıya alınmış oldu.
Seçilmiş belediye başkanlarının koltuklarına oturan kayyımların ilk
icraatlarından biri toplam 2013 çalışanı işten çıkarmak oldu. Diyarbakır
Kayapınar belediyesine kayyım olarak atanan ilçe kaymakamı Mustafa Kılıç,
27 Şubat 2017’de yaptığı açıklamada, işten çıkarmaların gerekçesini şöyle
anlatıyordu: “Bugün yine birçok kişinin iş akdini feshediyorum. Sebebi de
şu: Tespit ettiğimiz yaklaşık 390 kişi (Kayapınar Belediyesi çalışanı) var.
Bunların tamamı, istisnasız, dağdaki insanların yakınları… Bunun yerine,
tespit ettiğimiz şehit ailesi yakınları var, onların çocuklarını getirip
işe koyuyoruz.“
Kayapınar kayyımı özetle, PKK militanı yakınlarının işten atılıp yerlerine
asker ve polis yakınlarının alınacağını ilan ediyordu. Dahası, belediyeye
ait eğitim merkezlerindeki öğretmenlerin işine son verilmesine gerekçe
olarak da şu argümanlar sunuluyordu: Çocuklara Marksizm, Zerdüştlük inancı
ve cinsel içerikli eğitimler verilmesi!
## Kadına yönelik şiddeti önlemek için çözüm: erkek
Raporun çarpıcı notlarından biri de DBP zamanında kurulmuş olan kadın
birimlerinin sistematik tasfiyesi. Öyle ki, Mardin Büyükşehir
Belediyesi’nin kadına yönelik şiddetle mücadele birimine bir erkek
atanmıştı!
DBP Eş Genel Başkanı Mehmet Arslan tüm bu müdahalelerin “Türkiye’de Kürtler
var olabilir, ancak kendi kendilerini yönetemez“ anlamına geldiğini
söyledi. DBP’li belediyelerin cinsiyet özgürlüğü, toplumsal ekoloji,
doğrudan demokrasi esaslarına dayalı faaliyetlerinin keskin bir biçimde
sonlandırıldığının da altını çizdi.
Rapordaki çarpıcı ifadeyle, “belediyeleri 'fethedilmesi’ gereken topraklar
olarak değerlendirmiş“ olan kayyımların bu “fethi“ ne kadar sürdürecekleri
meçhul. Çünkü 2019’da yapılması planlanan yerel seçimlerde halkın tekrar
kendi temsilcilerini seçmesini, o başkanların göreve gelmesine müsaade
edilip edilmeyeceğini kimse kestiremiyor. Fakat Diyarbakır surlarının
balığa benzediğini söylediğimiz bir delikanlı uyarıyor: “Surlar balığa
benziyor olabilir, ama hafızamız balıklarınki gibi değil. Bu yapılanları
kimse unutmuyor.“
14 Dec 2017
## AUTOREN
(DIR) İrfan Aktan
## TAGS
(DIR) taz.gazete
(DIR) Politika
(DIR) Toplum
(DIR) taz.gazete
(DIR) Schwerpunkt Türkei
(DIR) taz.gazete
## ARTIKEL ZUM THEMA
(DIR) Veröffentlichung Journal taz.gazete: Es geht weiter
Wie die Zukunft in der Türkei aussieht, hängt auch davon ab, was man für
sie tut. Mit dem Journal möchte taz.gazete einen Beitrag leisten.
(DIR) Veröffentlichung Journal taz.gazete: Es geht weiter
Wie die Zukunft in der Türkei aussieht, hängt auch davon ab, was man für
sie tut. Mit dem Journal möchte taz.gazete einen Beitrag leisten.