# taz.de -- 20 Temmuz: İkinci yılında Suruç Katliamı
> „Suruç Katliamı’nın hesabının sorulması için mücadele etmek, Türkiye’de
> devlet eliyle oluşturulan terör politikalarına karşı durmak demektir.“
(IMG) Bild: Patlamadan önce.
2015 yılında benim gibi Gezi eylemlerine katılan insanlarla birlikte ,
üzerimizde çakı bile olmadan Kobane’ye doğru yola çıkmıştık. Türkiye’de
barış ve demokrasi isteyen bizler, Rojava’da insanlık değerlerini korumak
için DAEŞ çeteleri ile mücadele edenlerle ve savaştan etkilenen insanlarla
dayanışmak için bir köprü olmayı amaçlıyorduk.
Bu köprüyü kurmamız, Şanlıurfa'da, sınıra 44 km uzaklıkta olan Suruç
ilçesinde engellendi. 20 Temmuz 2015 günü öglen saat 12'de, Amara Kültür
Merkezi önünde basın açıklaması yapan insanları fotoğraflarken, birkaç
metre önümdeki kalabalığın tam ortasında bir bomba patladı. Suruç katliamı,
üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen hala aydınlatılmış değil.
7 Haziran 2015 seçimlerine giden süreçte, Türkiye'de demokrasiye sahip
çıkan insanlar biraraya gelmeye başlamış, yaratılmaya çalışılan baskıcı
düzenin demokratik yollarla kırılabileceği hissedilir hale gelmişti.
Seçimlerden iki gün önce, HDP'nin 5 Haziran 2015 tarihindeki Amed
mitinginde patlayan bomba, başlayan yeni dönemin habercisiydi. Önceden
alınmış olan istihbarata rağmen meydana gelen Suruç Katliamı'ysa,
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP'nin iktidarı kaybetmemek uğruna göz
yumabileceklerinin sınırının olmadığını gösterdi. Bu tarihten sonra ülke,
ardı arkası kesilmeyen terör saldırılarıyla kan gölüne döndü.
## Suruç katliamı aydınlatılırsa…
Suruç’ta çoğu gencecik olan 33 insan, DAEŞ tarafından düzenlenen ve canlı
bomba tarafından gerçekleştirilen saldırıda katledildi, yüzlerce insan
yaralandı. Bunu hem o saldırıdan yaralı kurtulmuş biri olarak, hem de
adalet arayan biri olarak söylüyorum: Suruç Katliamı davası gerçekten
bağımsız ve adil bir şekilde sonuçlanırsa eğer, AKP, MİT ve DAEŞ ortaklığı
belgelenmiş olacaktır.
Suruç için adaletin yerine getirilmesi Ankara Katliamı başta olmak üzere
tüm katliamların aydınlatılabileceği anlamını da taşıyor. Belki de
Erdoğan’ın LAHEY’de Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılanmasının yolunu
açacak davalardan biri ve en önemlisi Suruç Katliamı Davası’dır.
## İstihbarata rağmen önlenemedi
Suruç Katliamı'nın ilk duruşması, 4 Mayıs 2017 tarihinde Şanlıurfa’nın
Hilvan ilçesinde bulunan Cezaevi Kampüsü’nde, asker kontrolünde
gerçekleşti. Katliamdan 21 ay sonra gerçekleşen ilk duruşma sanıksız
yapıldı. Bu yüzden iddianame okunmadı. Duruşmayı takip eden ETHA muhabiri
Pınar Gayıp gözaltına alınarak haber yapma hakkı elinden alındı. Bugüne
kadar 5 defa savcısı değiştirilen Suruç Katliamı davasına 18 ay boyunca
gizlilik kararı uygulandı. Dosyadaki gizlilik kararı bir anlamda devlet ve
DAEŞ ortaklığını gizleme kararıydı.
Saldırıdan bir ay kadar önce, 16 Haziran’da Suruç Emniyet Müdürlüğü’ne
bombacı hakkındaki 'terör nitelikli aranan şahıs’ kaydının ulaştığı ortaya
çıkmıştı. Buna rağmen intihar bombacısına karşı bir önlem alınmadı. Emniyet
güçleri, bunun yerine Kobane halkıyla dayanışmak için ellerinde oyuncaklar
ve fidanlarla Suruç’a gelen 318 insana karşı önlem alarak katliama zemin
hazırladı. Dönemin Suruç emniyet müdürü Mehmet Yapalıal'a ise 12 ay
taksitle 7.500 tl para cezası verildi.
Katliamın öncesi ve sonrasında gelişen tüm hukuksuzluklar görmezden
gelindi. Davanın gizliliği ve yargılanacak bir sanık olmayışı davanın
zamana yayılmasına ve unutulmasına zemin hazırlıyor.
## „Dava sanıksız ve failsiz bırakılmak isteniyor“
Suruç katliamına ilişkin davanın ikinci duruşmasıysa, 14 Temmuz’da yine
Urfa’nın Hilvan ilçesindeki T Tipi Cezaevi kampüsü salonunda görüldü. Suruç
katliamının tek tutuklu sanığı Yakup Şahin, duruşmaya getirilmedi.
Görüntülü yayınla duruşmaya katılan Şahin'i gören aileler „Çocuklarımızın
katilisin“ diye tepki gösterdi. Duruşma 13 Kasım 2017 tarihine ertelendi.
Üzerinden iki yıl geçen Suruç Katliamı’nın davasına bakan avukatlardan
Gülhan Kaya, “Soruşturma nasıl büyük bir ciddiyetsizlikle başladıysa
yargılama süreci de aynı ciddiyetsizlikle devam ediyor“ dedi. Avukat Sevda
Çelik Özbingöl ise, dosyanın sanıksız ve failsiz bırakılmak istendiğini
söyledi.
Suruç’tan sonra katliamın araştırılması için TBMM’ye verilen [1][önerge]
AKP ve MHP milletvekilleri tarafından reddedildi. Dönemin Başbakanı Ahmet
Davutoğlu ise kendini patlatan bombacıların „yakaladığını ve adalete teslim
edildiğini“ söylemişti.
## Devlet geçmişiyle yüzleşmeli
Türkiye Devleti geçmişteki Ermeni, Zilan ve Dersim soykırımları ile
yüzleşmedi. Hala bu soykırımları inkar eden bir politika yürütüyor.
Roboski, Amed, Suruç, Ankara, Gaziantep, Cizre ve Sur katliamları Türkiye
Devleti'nin inkarcı ve soykırımcı tabiatının günümüzdeki örnekleridir.
Dolayısıyla Suruç Katliamı’nın hesabının sorulması ve adalet için mücadele
etmek, Türkiye’de savaş ve devlet eliyle oluşturulan terör politikalarına
karşı durmak demektir. Diktatörlüğe karşı barış ve demokrasi için mücadele
etmek demektir.
19 Jul 2017
## LINKS
(DIR) [1] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/333519/CHP_nin_onergesi_AKP_ve_MHP_nin_oylariyla_reddedildi.html
## AUTOREN
(DIR) Mehmet Lütfü Özdemir
## TAGS
(DIR) taz.gazete
(DIR) Toplum
(DIR) taz.gazete
(DIR) taz.gazete
## ARTIKEL ZUM THEMA
(DIR) Attentate in der Türkei: Vor zwei Jahren in Suruç
2015 starben bei einem der schwersten Attentate in der Geschichte der
Türkei 33 Menschen. Unser Gastautor hat den Anschlag überlebt.