# taz.de -- OHAL ve Güneydoğu: Uçurumun kenarında
> Öğretmenler açığa alındı, kadın kurumları kapatıldı, belediyelere kayyım
> atandı. Tüm yaşananlara rağmen Kürt halkı devlet baskısına karşı
> direnmeye devam ediyor.
(IMG) Bild: Diyarbakır'da Sur halkı çatıdan yıkılımlara bakıyor.
Bazen yaşadığımız dünya gerçek değil de, yalnızca savaşanlar için
programlanmış bir oyun gibi geliyor. Maalesef şimdilik bu oyunda,
ırkçılığıyla, oluşturduğu yoğun baskıyla devlet, halka karşı bir adım önde
gidiyormuş gibi görünüyor.
2013’te, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde başlayan “Barış Süreci“
sırasında, her gün duyduğumuz ölüm haberlerinde büyük bir azalma olmuştu.
Bu dönemde, Kürtçe dili özgürleşmiş, Kürtler için iş olanakları artmış ve
düşünceler rahatlıkla dile getirilebilir bir hale gelmişti.
Partiler yaptıkları mitinglerde kendi örgütlenme ve propagandalarını yapma
konusunda serbesttiler. Bu sebeple, 7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimde
ortaya çıkan sonuç aslında hiç de şaşırtıcı değildi. Sandıktan %13 oranında
oyla çıkan HDP, milyonlarca insanın duygularına tercüman olmuştu.
Genel seçimlerde çıkan bu sonuç üzerine barış süreci de, AKP ve dönemin
Başbakanı Recep Tayip Erdoğan tarafından 'buzdolabı’na kaldırıldı. Halkın
demokrasi ve barış talebine kulak verilmedi ve halka dönük yoğun saldırılar
başladı. Son iki yılda iki bine yakın insan, patlayan bombalar, çatışmalar
ve sokağa çıkma yasaklarında gerçekleşen saldırılarda yaşamını yitirdi.
HDP’nin tüm çağrılarına rağmen AKP hükümeti savaşmayı tercih etti. Onlarca
gazeteci, HDP ve DBP üyesi gözaltına alındı ve tutuklandı. “Barış ve
demokrasi“ isteyen herkes hedef haline geldi.
15 Temmuz 2015 tarihinde Fethullah Gülen öncülüğünde yapılan darbe girişimi
sonrasında Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) üyelerine dönük operasyonlar
başlatıldı ve ülkede 'huzur ortamı’ olmadığı gerekçesi ile Olağanüstü Hal
(OHAL) ilan edildi.
OHAL’in ne anlama geldiğini en iyi Kürt halkı biliyordu. 1990’lı yıllarda
gerçekleşen OHAL’lerde, binlerce Kürt katledilmiş ve yaşadıkları
topraklardan uzaklaştırılmışlardı. Bu nedenle OHAL’e karşı çıkan en büyük
kesim yine Kürtler oldu.
## 51 belediyeye kayyım
FETÖ’cülere yönelik başlatılan operasyonlarda çıkarılan Kanun Hükmünde
Kararname (KHK) ile binlerce Eğitim-Sen üyesi öğretmen açığa alındı,
binlerce dernek ve kurum kapatıldı, muhalif gazetelerin birçoğu kapatıldı,
yüzlerce gazetecinin basın kartı iptal edildi ve onlarcası da tutuklandı.
HDP eş genel başkanları dahil yüzlerce siyasetçi bu süreçte hapsedildi. 30
Mart 2014 yerel seçimlerinde DBP’nin aldığı 51 belediyeye kayyım atandı.
Belediyelerde çalışan yüzlerce kişinin kayyım sebebiyle işlerine son
verilmesi, Kürt halkının en büyük sorunu olan işsizliğin de artmasına sebep
oldu. Atanan yönetimler yalnızca işçileri atmakla kalmadı, belediyelerin
daha önce yaptığı bütün çalışmalara da son verdi.
Kadın kurumlarını kapattı ve kadın kurumlarında kaydı olan onlarca kadının
kimliği teşhir edildi. Kimliği teşhir edilen kadınlar şiddet gören,
tecavüze uğrayan, taciz edilen, ailesi tarafından tehdit edilen kadın ve
çocuklardan oluşuyordu. Kadınların güvenliğini sağlamak için çalışma
yürüten kadınlar ise işsiz bırakıldı.
## Heykel ve anıtlar kaldırıldı
Kayyım, belediyenin tüm kültür sanat çalışmalarını durdurdu, belediye
tarafından yapılan heykel ve anıtlar kaldırıldı. Belediye ile halk arasına
barikatlar örüldü ve tüm belediyeler birer karakola çevrildi. Halka hizmet
etmesi gereken belediyeler yalnızca devlete ve polislere hizmet vermeye
başladı.
Kürt halkı, uçurumun kenarında bekleyen kanatsız kuşlara benzer ama
uçmaları gerektiğinde kendi kanatlarını yaratıp uçurumları yerle bir
ederler. İşte bu yüzden, HDP’li vekillerin tutuklanmasının halk üzerinde
korku yaratacağını düşünenler büyük bir yanılgı yaşadılar.
Geri adım atmayan halk, 'Seçtiklerimiz zindanda, biz alanda direneceğiz’
diyerek teslim olmayacağını gösterdi. Devlet, internet ve şebeke
kesintileriyle insanları susturmaya çalışsa da, halk alanlarda olmaya devam
etti. Başlatılan “Kayyımı tanımıyoruz“ kampanyası ile kültür çalışmalarını
sokaklarda sürdürmeye başladılar. Ana dilde eğitim veren okulların KHK
kapsamında kapatılmasının ardından aileler çocuklarının eğitimlerine
evlerde devam ettiler.
## ‚OHAL bitsin‘
Bütün bunların sonucunda, Kürt halkı fazlasıyla sancılı bir süreç yaşadı.
Diyarbakır'ın Yenişehir ve Bağlar ilçelerinde yaptığımız görüşmelerde
halkın tek arzusunun, özgür iradeleri ile seçtikleri belediye
eşbaşkanlarının görevlerine dönmesi ve OHAL sürecinin bir an önce
bitirilmesi olduğunu görüyoruz.
Halk yaşanan çatışmalara ve savaş sürecine dair tepkilerini dile getirerek,
Kürt halkının yıllardır ezildiğini, haklarının yok sayıldığını, kendi
anadillerinde eğitim göremediklerini söylüyorlar. Bu yöndeki tek talepleri
ise Türk halkının sahip olduğu haklara sahip olma ve kendi anadillerinde,
kendi kültürleri ve tarihleriyle özgür yaşamak.
Ölümün her iki tarafı da yok ettiğini ve bundan kimsenin kazancı olmadığını
söyleyen Kürt halkı; belediyelere kayyım atanmasının ve derneklerin
kapatılmasının tamamen Kürt halkını yok etmeye endeksli saldırılar olduğunu
dile getiriyor. Anayasa değişikliğini ve başkanlık sistemini kabul
etmeyeceklerini açıkça ifade eden Kürt halkının talebi ise oldukça açık; bu
taleplerinin anayasal güvenceye alınması.
23 Jan 2017
## AUTOREN
(DIR) Beritan Canözer
## TAGS
(DIR) taz.gazete
(DIR) taz.gazete
(DIR) Toplum
(DIR) taz.gazete
## ARTIKEL ZUM THEMA