# taz.de -- Bölge haberleri: Kafana kibarca dayanan silah
       
       > Diyarbakır'da gazetecilik yapmak ölme ihtimalinin bulunması demektir.
       > Kafanın ortasına bir mermi yiyebilirsin ya da yanında bir bomba
       > patlayabilir
       
 (IMG) Bild: Aralık 2015'de Diyabakır, Sur
       
       [1][Für die deutschsprachige Version dieses Beitrags klicken Sie bitte
       hier.] 
       
       Dünya’nın her yerinde gazetecilik yapmak zordur, çünkü her yerde baskılar
       var. Gazetecilerin sesi her yerde kısılmak isteniyor ve farklı yollarla
       gazeteci susturulmaya ya da tek tipleştirilmiş bir kukla haline getirilmeye
       çalışılıyor.
       
       Fakat Kürdistan’da gazetecilik faaliyetleri yürütmek biraz daha farklı bir
       boyuta taşınmış durumda. Kürdistan'da gazetecilik yapmak her an ölebilme
       ihtimalinin olması demektir. Her an kafandan bir kurşun yiyebilirsin ya da
       yanında bir bomba patlayabilir. Bunun yanı sıra gözaltı ve tutuklamalar da
       en sık yaşanılan sorunlar arasındadır.
       
       Teknik malzemelerine el konulur, bir zırhlı araca bindirilip şehir turu
       attırılır sana! Bu tur esnasında da kahve ısmarlanmaz tabii. Kibarca tehdit
       edilirsin (en kibar hali kafanda silahın namlusunu hissetmektir) ve seni bu
       mesleği bırakmaya zorlarlar. Özelikle son bir yıldır bu baskılar daha çok
       artmış durumda.
       
       ## İnfaz edilen gazeteciler
       
       Özellikle öz yönetim ilanlarının yapıldığı il ve ilçelerde halka dönük
       gerçekleşen saldırıları kamuoyuna duyurmak için çalışan gazetecilere dönük
       baskılar daha çok arttı. Haber takibi yapan arkadaşlarımız polisler
       tarafından darp edildi.
       
       Kolu kırılan, Sur’da haberi takibi yapma esnasında keskin nişancıların
       hedefi olup alnını kurşun sıyıran (JINHA muhabiri Şehriban Aslan), göz
       atına alınıp günlerce haber almadığımız, evine gitmek üzereyken gazeteci
       kimliği nedeniyle infaz edilen meslektaşlarımız oldu. İnfaz edilen
       meslektaşımız öz yönetim ilanlarından önce infaz edilen Özgür Gündem
       çalışanı Kadir Bağdu’ydu.
       
       Silvan’da sokağa çıkma yasakları esnasında çekim yaptığı için özel harekât
       polisleri tarafından kafasına silah dayanan DİHA muhabiri Serhat Yüce,
       Cizre’de polis saldırısında yaşamını yitirenlerin cenazelerinin taşındığı
       esnada yaralanan ve yaralı halde hastanedeyken polislerin darp ederek
       gözaltına almaya çalıştığı İMC muhabiri Refik Tekin gibi meslektaşlarımız
       oldu.
       
       ## Tarihe tanıklık
       
       Biz Kürdistan’da gazetecilik yapanlar olarak tarihi olaylara tanıklık
       ediyoruz. Tüm bu baskılara rağmen geri adım atmadık. Biz bu mesleği her
       şeyi göze alarak yapıyoruz fakat ne yazık ki birçok ülke bu olaylara sessiz
       kalıyor ve dayanışma sağlanmıyor.
       
       En son 16 Aralık günü benim heyecanlı gözüktüğüm gerekçesi ile gözaltına
       alınmam ve 4 günlük gözaltı sürecinden sonra ǧtutuklanma talebi ile
       cezaevine girmem ile beraber gazeteciler üzerindeki baskı az da olsa
       kendini göstermeye başladı. Bir gazetecinin heyecanlı olduğu için
       tutuklanması yaşadığımız ülkenin trajikomik yargılamalarını bir kez daha
       gösterdi bizlere.
       
       Türkiye’nin batısından çok sayıda gazeteci haber nöbeti eylemi başlattı ve
       Diyarbakır başta olmak üzere yasakların ve saldırıların olduğu il ve
       ilçelerde haber takibi yapmaya başladılar. Bu Kürdistan’da gazetecilik
       yapan meslektaşlarımızın yaşadığı zorlukları görünür kılınması adına önemli
       bir eylem oldu. Tabi bunun bir de dayanışma ve duyarlılık boyutu vardı ki
       bu her şeyden daha önemliydi. Benim şuan özgür olmam ve alanlara dönmüş
       olmamda oluşturulan kamuoyunun etkisi de büyük oldu.
       
       Şuan 30 tutuklu gazeteci var ve onlarca da hükümlü gazeteci var. Tek
       'suçları’ haber yapmak olan bu gazetecilerin neredeyse hepsi özgür basın
       çalışanları yani gerçeklerin peşini bırakmayan gazeteciler… Devletin
       istediği tek tip gazeteciler olmayı kabul etmeyen gazeteciler…
       Tutuklanmalar artık “iyi ki“ dediğimiz boyut… 1990 yıllarında gazetecilik
       yapan onlarca özgür basın çalışanı infaz edildi, kaybedildi ve aileleri
       kemiklerine bile ulaşamadı.
       
       Bu da daha korkuncu dediğimiz bir boyut.. Ve ne yazık ki şuanda da bunları
       yeniden yaşayabileceğimiz bir dönemdeyiz. Şırnak’ın Silopi ilçesinde sokağa
       çıkma yasaklarında yaşanan olayları takip eden DİHA muhabiri Nedim Oruç
       polisler tarafından kaçırıldı ve kendisiyle ilgili haber alınamadı. Sosyal
       medya üzerinden ve televizyonlar aracılığı ile kamuoyu oluştuktan sonra
       polisler çıkıp gözaltında (ki karakollara sorulmuş ve haberimiz yok cevabı
       alınmıştı) olduğunu söylediler. Kamuoyu oluşmamış olsa belki o da kemiğine
       bile ulaşamadığımız birçok gazeteciden biri olacaktı.
       
       Ülkenin her yerinde gazetecilik yapmak zorken neden bir dayanışmanın
       olmadığı sorusu da sıkça akıllara geliyor. Basın dayanışmasının sağlanması
       tüm meslek gruplarının dayanışmasından daha önemlidir.
       
       Çünkü bizler toplumun dili, kulağı ve gözü olma sorumluluğunu alarak bu
       mesleğe başladık ve bu mesleği yaparken her türlü baskı ve engellemelere
       karşı birlik olmalıyız. Umuyoruz ki haber nöbeti eylemleri ve buna benzer
       eylemler dünya geneline yayılır ve her yerde bu dayanışma büyür. Ki
       büyümesini sağlamakta geç bile kaldık. Haber nöbeti ekibiyle başlayan bu
       dayanışma genele yayılmalıdır.
       
       Biz gerçeklerden taviz vermeyeceğiz ve hem kadın gazeteciler olarak hem de
       özgür basın çalışanları olarak bu mücadeleyi büyüteceğiz. Ki dünyanın ilk
       kadın ajansı olan JINHA’nın üzerindeki tüm erk zihniyetin baskılarına
       rağmen kadının emeğini, kadının gücünü de gün yüzüne çıkaracağız.
       
       Toplum içerisinde yok edilmek istenen ve köle olarak kullanılmak istenen
       kadının sesi olmaya devam edeceğiz. Biz JINHA olarak hem toplum erk
       sistemine he de toplumdaki erk sistemi yaratan devlet sistemine karşı
       mücadele etmeye devam edeceğiz. Her gün daha büyük bir heyecanla
       haberlerimizi yapacağız. Bu heyecanın da herkese ulaşmasını diliyorum.
       
       27 Apr 2016
       
       ## LINKS
       
 (DIR) [1] /Pressefreiheit-in-der-Tuerkei/!5299155
       
       ## AUTOREN
       
 (DIR) Beritan Canözer
       
       ## TAGS
       
 (DIR) taz.gazete
 (DIR) Pressefreiheit in der Türkei
       
       ## ARTIKEL ZUM THEMA
       
 (DIR) Pressefreiheit in der Türkei: Der sanfte Druck eines Pistolenlaufs
       
       Aus dem Südosten der Türkei zu berichten heißt, den eigenen Tod in Kauf zu
       nehmen. Doch Öffentlichkeit kann Leben retten.