H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5 Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir. 13 PAN ADLI IKI KURGUSAL YARATIK: UYDURMA "BELGELERIN" TURKLER ZARARINA KULLANILMALARI1 Gunlerini kaval calmakla geciren, "beline kadar keci-belinden yukari insan" gorunumunde olan eski Yunan tanrisi Pan, yalnizca insan dusuncesinde yasayan bir yaratiktir. Bir tek'inin "Kaf" daginin ardinda bile bulunmadigi gunumuzde artik anlasilmistir. Efsane kitaplarinda anlatildigi gibi, tanri Pan'in "bir yarismada birinciligi almasi" baska bir dussel Yunan tanrisi olan Apollo'yu kizdirir. Sonucunda, tanri Apollo, tanri Pan'in insan kulaklarini esek kulaklari ile degistirir.2 Bununla birlikte, ilkel insanlardan kalma efsane yaratmak icgudusunden olagele ki, 19cu yuzyilda iki tane daha "pan" hurafesi ortaya atildi.3 1. "Pan-Turkizm." Pan-Turanizm adi altinda da pazarlanan bu "akim" Turklerce degil, Turk olmayan ancak yetenekli ve bir Avrupa universitesinde gorevli bir Dogu Bilimleri profesor'unce yaratilmistir. 1860 larda yer alan bu yaraticilik, Kraliceleri her gun cay icen bir imparatorlugun yararina idi. Bu profesor, kralicenin guvenlik gorevlilerinden aylik aliyordu. Emekli olduktan sonra da, Kralice'nin tebasindan olmamasina karsilik, emekli ayligi almayi surdurdu. Profesor'un gorusunce, ortak tarih ve kokenli Turk topluluklari, Cin duvarlarindan Viyana'ya kadar olan genis bir bolge icinde yasiyorlar ve Turkce konusuyorlardi.4 Turklerin yasadigi bu bolge'nin Guney'inde, cay icenler Kralice'sinin Hindistan Imparatorlugu var idi. Hindistan imparatorlugunun Kuzey'inde ise, toplumu hic olmaz ise gun'de bir kez borst corbasi icen bir baska imparatorluk yer aliyordu. Kuzey'deki bu borst icenler imparatorlugu, Guney'deki cay icenler imparatorlugunun topraklarina ordulari ile yaklasmaya calismaktaydi. Profesor'un dusundugu gibi, iki imparatorluk arasinda ortada kalan Turkler biraraya gelip tug baglayacak olasalar, cay icenler imparatorlugunu borst icenler imparatorlugundan korumus olacaklardi. Boylece, cay icenler imparatorlugu daha guven icinde yasayabilecekti. Ya da, cay icenler imparatorlugu yoneticileri boyle dusunuyordu. 19cu yuzyil icinde, Avrupa'da yeni bir "guc dengesi" olusturulmasina calisiliyordu. Bu ugras'in amaci, tek bir Avrupa devletinin digerlerine ustun bir duruma gecmesini engellemek idi. Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa, Ingiltere, ve Rusya, birbirlerini durmadan gozlemekte idiler. Butun Avrupali devletler tetik durduklari icin, satranc tahtasi uzerindeki atilimlari andiran bu olaylar, Avrupa duzeyinde bir politik-ekonomik durgunluk ve tikaniklik yaratmis idi. Dolayisi ile yarisi kazanmayi kendine amac edinmis ulke yoneticileri, atilimlari Asya'ya kaydirilmaya basladilar. Ingiliz sairi Kipling, bu ugraslara "Asya'daki Buyuk Oyun" adini takmisti.5 Oyunu kazanabilmek icin, Avrupa ulkelerinin oncelikle ekonomik ustunluk kurmalari, komsularindan varlikli bir duzey'e ulasmalari gerekli idi. Bu ekonomik ustunluk ise, Asya'da kurulan somurgelerden ucuz hammadde alip, yerine, ana ulkelerindeki uretim evlerinde turettikleri mallari daha yuksek degerlerle satmak yolu ile gerceklesecek idi. 2. "Pan-Islam." Bu politik dusunce'nin kaynagi gene 19cu yuzyil'a, Cemaleddin al-Afgani'ye kadar geri gider.6 Al-Afgani'nin amaci, tek ortak yanlari yalnizca bir din'e inanmak olan Musluman toplumlarini, bu toplumlarin kokenlerine, gecmislerine ve birbirleri ile olan iliskilerine bakmayarak, bir bayrak altinda birlestirip Musluman ulkeleri ustunde somurge kuran Avrupa devletlerinin boyundurugundan kurtarmak idi. Toplumu Valkyrie ad'i ile bilinen baska bir kurgusal yaratigin soyledigi ezgileri dinleyerek bira icen ucuncu bir ulke, bu arada Asya'daki Buyuk Oyun'a katildi. Bu ucuncu toplum'un imparator'u, Avrupa'da "Hasta Adam" olarak bilinen Osmanli imparatorlugunun yakin dostu oldugunu belirtmek icin Istanbul'u ve Orta Dogu'yu gezmeye gitti. Bira icenler imparatorlugu yoneticileri, Asya ve Orta Dogu'da bir Islam Ihtilali cikmasini kolaylastirmak istiyorlardi.7 Bu sirada, "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" da baslamak uzere idi.8 Bu savas'i baslatanlarin amaci tek idi: Avrupa'daki Guc Dengesini bozmak, onderligi ele gecirmek. Bira icenler imparatorlugu, kahve icenler imparatorlugu9 ordu birliklerini kendi yaninda bu "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" a sokmak istiyordu. Kahve icenler imparatorlugunun (yeryuzundeki konumu dolayisi ile) bira icenler imparatorlugu yaninda savasa girmesi, cay ve borst icenler imparatorluklarinin bir bolum ordularini kahve icenler imparatorlugunun Dogu yaninda tutmak zorunda birakacak idi. Bu da, Bati Avrupa yonunde cay ve borst icenler imparatorluklari ordulari ile vurusmakta olan bira icenler imparatorlugu ordularinin soluk almasina yardimci olacak idi. Cay ve borst icenler imapartorluklarina sonradan askeri guc ile katistirilan toplumlarin icindeki buyuk bolumler, "din bakimindan Musluman" idiler. Kahve icenler imparatorlugu da "Pan-Islam" bayragi altinda savas'a girdiginde, bira icenler'in dusuncesine gore, bu Musluman topluluklari kahve icenlerle isbirligi yapacaklardi. Bir "Islam Ihtilali" cikacak idi. Boylece, cay ve borst icenler imparatorluklarinin ic isleri guclesecekti. Bira icenler imparatorlugu, kahve icenler imparatorlugunun ordularini Dogu'da, Kafkaslarda, bu amacla savas'a sokmayi basardi. Ilk bakista, bira icenlerin istekleri yerine gelmis ve basari'ya ulasmakta idiler. Borst icenler imparatorlugu, imparatorlarinin yasam tur ve duzeni dolayisi ile bir hastaliga yakalandi. Borst icenler imparatorlugu, agri ve sizilarla yataga dustu. 1917 de is basina gecen yeni onderleri ise, borst icenler imparatorlugunu sicak savastan cekti. Yeni borst icenler imparatorlugunun bascilari, yeni'den kaldirdiklari bayraklarla, bu kurgusal Pan-Turkizm ve Pan-Islamizm ikizleri ile, yeni bir savas baslattilar. Orta Asya kimiz icenlerini, gene eski borst icenler imparatorlugunun uyguladigi yontemlerle yonetmek istiyorlardi. "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" 1918 de sona erdiginde, "ABD baskan'i Wilson'un 14 Prensibi" olarak bilinen atilimlar cercevesinde, Orta Asyali kimiz icenler de bagimsiz olmak istediklerini dunya'ya duyurdular. Bunun uzerine, cok da us'lu olmayan yeni bir savas basladi. Yeni borst icenler imparatorlugu, Orta Asyali kimiz icenlerin bu dogal isteklerinin temel'den "dunyayi isgal etmek" dusuncesi oldugunu cigirislarla ileri surduler. Yeni borst icenler imparatorlugunun bu yaraticiliklari Avrupa kamu oyuna tezlikle aktarildi. Avrupa'da el altindan sessizce yapilan anlasmalarla, kurgusal ikizlerce ileri surulen tutumlarin "Dogru" oldugu deme lerle dunya'ya bildirildi. 1939-1945 Ikinci Dunya Savasi sirasinda ABD baskan'i F. D. Rooselvelt'in dile getirdigi "Dort Bagimsizlik Yasa" si (toplumlarin soz, din, toplanma ve yolculuk etmek istekleri sinirlanamaz) da kulak ardi edildi, Orta Asyali kimiz icenlere uygulanmadi.10 Bu gibi sagirliklar'in uluslararasi konumlarda yer almasi de yeni bir olay degildi. Orta caglarda yer almis olan Hacli Seferleri, bu yolda ileri atilmis politik cozumlerin basinda gelir. Kendi ic islerindeki gucluklere cozum bulamayan dini onderler, toplumlarinin ic sikintilarini "dis dusmanlara" yoneltmek icin "din" savaslarina girdiler. 19cu yuzyilin baslarindan baslayarak, Avrupa'li yoneticiler onceki (ortacaglardaki) Hacli Seferlerinde kullanilan goruntu ve sozleri kullandilar. Bu evrensel "dis politika" yolu ile kendi buyruklarindaki yurttaslarinin dikkatlerini ic islerden ve sikintilardan uzaklastirmaya calistilar. Duygulari ile kendilerinden sakli oynanan mumin toplumlar, ic rahatligi ile koru-korune bu cagirilara uydular. Bu toplumlar kisa surede gercekleri ogrenmeye basladilar: savas alaninda erler olur, ozellikle olaylari toplu olarak goremeyen ve cahil olan toplumlarin erleri. Zaman degisir. Ancak, anlasildigina gore, her zaman daha iyi'ye dogru da degil. Turkler de, Avrupa'nin ileri gelen uluslari gibi, bir imparatorluk surecinden gectiler. Ancak, gecirdikleri imparatorluk surecinin butun sorumluluklarindan kendilerini arinmis goren komsularinin gozunde, Turkler bu sorumluluklarindan arinmis degiller. "Hesap" hanelerine yazilan asiri "faiz" ve her turlu "ceza" yi odemis olmalarina ragmen, Turklerden hala odeme yapmasini isteyenler vardir. Hic degilse, yazdiklari tarih kitaplari icinde Turklerden "tahsilat yapmak" isteyenler bulunur. Unutulmamali ki, gelecek olaylar, buyuk bir cogunlukla bu tur "eski defterler" icinde yazili olaylara gore yonlendirilecektir. Dunya'da var olan Turklerin cogunlugu, kendi cevrelerinde ve uzerlerinde dondurulen oyunlara bakmadan, hala hic uzaklasmadiklari anayurtlarinda yasamaktadir. Bu gercegi goremeyenlarce de, nereden ve nasil gelmis olurlarsa olsunlar, Turkler zararina kurgusal ikiz Pan suclamalarinda bulunulmakta. Turkler gunumuz'e kadar "soz gumus ise, sukut altin'dir" diye yanlis bir dusunce altinda yasamaktadirlar. Gerceklerin orta'ya atilmasina yarayacak her tur tartisma'ya girismeyi de, "celebilige" yedirememisler ya da yakistiramamislardir. Ne de olsa, atalari "dogruluk yerini bulur" dememismiydi? Bu atalar sozunun dogrulugu su goturmez. Yalniz, bu atalar sozu, dogrulugun hangi gun yerini bulacagi uzerinde bir bilgi vermez. Dogruluk yerini bulmaya hazirlanadursun, bu sirada "At'i alan da Uskudar'i gecmektedir." Verilecek zarar verilmis, Ortak Pazar'a giris dilekce'si geri cevrilmis ve ekonomik yara'dan akan kanlar gollenmeye baslamis, govde gucsuz kalmaya baslamistir. Osmanli Amiral'i Barbaros Hayreddin'in (1466-1546) adi'nin Akdeniz kiyilarinda oturan Avrupalilarca soz dinlemeyen cocuklari korkutmak icin "ocu" anlaminda kullanildigi, ve boylece cocuklarin soz dinlemeye zorlandiklari iyi bilinir. Bu yol'dan, Turk'un ocu oldugu efsanesi genc beyinlere yerlestirilmekte, buyuduklerinde devlet adami, tuccar vb. olan bu cocuklarda yerlesen korkunun sonucunda Turkler bugun zarar gormektedir. "Agac yas iken egilir." Ek olarak, Barbaros Hayreddin'e atfedilen "oculuk" hurafelerinin benzerleri, yazili olarak ta yaratilmistir. Bunlarin en eskilerinden ve siyasi nedenlerle yazilmis olanlardan biri 1473 yilina, II. Mehmet'in (1432-1481) Bizans imparatorluguna son vermesinden yirmi yil sonrasina kadar geri gider. Bu kucuk eser'de, Fatih guya "....yaptigi ve yapacagi fetihlerle ovunmektedir...." Bu eser'in kisisel atilimi cok gelismis bir kisi'ce uyduruldugu gunumuzde biliniyor. Ustelik, Avrupali'larin "Turk'lere karsi koyma yeteneginin ne denli guclu oldugunu gostermek icin," bu "mektubun" sanki Turkce'den "cevrilmis" gibi gosterildigi de orta'ya cikmistir.11 Gunumuzde bilindigine gore, bu tur'den ucyuzden artik degisik mektup, Turkce'den dilmaclarca "cevrilmis" gibi en az alti dil'de yazilmis, yayinlanmis ve o yuzyillarda binlerle sayi'si dagitilmistir.12 Bu mektuplarin amaci'nin da Avrupalilari korkutup, bir birlige yanasmalarini saglamak oldugu gorulmektedir. Katolik ya da Protestan mezhepleri uyeleri olan yazarlari ise, kendi yandaslarini diger Hristiyan mezhebine karsi savas'a cagirmaktadir. Bu yazarlarin ileri surdugune gore, ornegin eger Katolikler biraraya gelip Protestanlari vurmazlar "dinlerini birlestirmezler, Protestan denen ayricilarin elinden kurtarmazlar" ise, "ocu" Turkler gelip herseyi Hristiyanlarin elinden alacaklardir. Bu da, bir dis yagi yaratmak --ve toplum'un ic sikintilarini dagitmak-- yonteminden baska birsey degil idi. Bu yontem, bu gun de butun canliligi ile yasamakta ve yasatilmaktadir. Bu tur propaganda'nin 15ci yuzyil icinde bile pek yeni olmadigi biliniyor. Bizans imparator'u Leo VI (865- 911) ca yapildigi soylenen "Turklerin Son'unun Geldigi" kehanet'i, 16ci yuzyil Avrupa'sinda yazilan dini-politik kavga yazilarina da kaynak olarak alinmistir.13 Bu tur Avrupa ic'i dusuncesel carpismalar yeni yaratilan matbaa harfleri yolu ile Avrupa basimcilarinca genis olcude yayilmakta idi.14 Bu atilim, gunumuzde elektronik iletisim araclari ile --yalnizca radyo, televizyon ve video makaralari yolu ile degil-- bilgisayar iletisim aglari ve bilgisayarli bilgi sandiklari ile karsilastirilabilir. Nasil ki, 15ci yuzyilda basilmaya baslanan bu tur ilk eserler onceleri kamu oyuna acik degildiler (yalnizca, sayilari az olan okur-yazarlarca biliniyordu), 20ci yuzyilda bilgisayarlara gecirilmis bilgisayarli bilgi sandiklari da ilk bakista kamu oyunca gorulemezler. Bu gibi her kisi'ye acik olmayan kapali koselerde beslenme ortam'i bulup filizlenen karanlik dusunceler, sonradan buyutulerek kamu oy'una sunuluyor. Bulasici hastalik gibi bir agizdan diger yayin'a geciyor ve ortaligi kirana koyuyor. Bir gozlem yapilabilir: "Bir deli kuyu'ya tas atmis, kirk akilli cikaramamis." "Ayikla pirincin tasini." Ruslar, Avrupa'dan cok seyler kapmis, ogrenmislerdir. Bu propaganda uygulamalari da, Ruslarin Avrupa'dan orendikleri arasindadir. 17ci yuzyildan baslayarak, bu propaganda mektuplari ve kitapciklari da Rusca'ya cevrilmistir. Bugun bilindigi gibi, Orta caglar'dan baslayarak, Asya bozkirlarinin Bati kiyilarinda kullanilmaya baslanan ilk uluslararasi anlasma ve antlasma dili Turkce idi. O sure icinde de, Rus yoneticilerini atayici ve bu yoneticilerin yasal oldugunu belirtir belgeler de Rusca'dan cok Turkce olarak yazilmislardi. Moskova, Vladimir ve Suzdal gibi Rus sehir devletlerinin bascilari'nin yasalliklari bile Altinordu bozkir torelerince saptanmakta idi. Ornegin, Korkunc Ivan (carligi 1533-1584) onceleri kendi basina Rus tahtina cikmayarak, yerine Bekbulat adli bir Altinordulu Turk'un car olmasini desteklemisti.15 Turkce'nin dil yapisi, Rus disisleri yazicilarinin ve gorvlilerinin de dillerini de etkilemekte idi. Hatta, Rus edebi yazarlarinin eserlerinde bile Turkce'nin etkileri ve Turklerin turunde yazi yazma ozentileri gorulmeye baslamisti.16 Kendi yaraticiliklari bittiginde ya da yetmediginde de, Rus yazarlari eski Turk yazilarini kendilerinin imis gibi gostermekten de kacinmamislardi.17 20ci yuzyilda "Asya'daki Buyuk Oyun" ve "Dogu Sorunu" konularinin Avrupa'nin onemli isler gundem'lerinin basinda yer almalari, yoneticilerini taraf tutmaya yoneltti. Kamu oyu olusturma cabalari yogunlasti. Bir Fransiz yazari acikca Turkleri savundu.18 Buna karsi, 1919 Versailles Baris Toplantisina katilan diplomatlar Baskan Wilson'un Birinci Dunya Savasi sonrasi "Yeni Dunya Duzeni" gorusu'ne olumsuz baktiklarindan, Turkleri dislayan bir karsi duzen ozet'i yayinladilar.19 Yayinlanan sozlerin orantili degerlerine bakmaksizin, sonuc alinmis oldu. Kuzey ve Dogu Asya'da, Sovyet devlet kuruluslari yeni kazanilmis bir guc ile atilimlara basladilar. Rus yoneticileri yalniz kurgusal ikiz olan Pan lari yeniden canlandirmakla kalmadilar, eski Turk yazili anitlarinin icindeki gercekleri de degistirmeye calistilar.20 Bu kapsamda, bagimsizligini 1919-1924 yillari arasinda bir kurtulus savasi vererek kazanmis olan genc Turkiye Cumhuriyeti de diplomatik ve ekonomik alanlarda tek basina birakilmaya calisiliyordu. Butun bu ugraslar --bir onceki oyunculara yenilerinin de katildigi-- gene bir Buyuk Savas'in cikacagi 1930larda kesinlesinceye kadar el altindan surduruldu. Ikinci Dunya Savas'i 1939 da basladiginda, kurgusal ikiz Pan lar gene masal kitaplarindan cikarilip orta'ya surulduler. Ote yandan da Avrupa'li vurusmacilar gene Turkleri kendi yanlarina, kendi yararlari ugruna (ve diger vurusmacilara karsi) kullanmak uzere cekmeye calistilar. Birinci Dunya Savas'i oncesi oldugu gibi Turkler uzerine baski yapilmaya baslandi. Kurgusal ikiz Pan lar Turklerin zararina orta'ya atilip kullanildikca, Turklerin bu akimlara karsi verdikleri geleneksel karsiliklar iki'ye ayrilir: 1) derin bir sessizlik; 2) geleneksel Turk belgelerine inatla bagli kalmak.21 Bir ulus'un tarihi, kendi basina bir bosluk icinde ve diger ulus'larin tarihleri ile iliskisiz olarak yazilamaz. Turklerin dunya uzerindeki politik konumunu gene dunya olaylari cercevesi icinde ele alan (ve kurgusal ikiz Pan lara karsi ilk uyarici yazi ornegi veren) Turklerden biri, 1904 yilinda Yusuf Akcura olmustur.22 Akcura'nin hemen ardindan, 19 ve 20ci yuzyillarin politik gerceklerini koklu olarak kavramis olan ve aciklayici incelemeleri ile toplum'a anlatan Kazim Karabekir gelir. Karabekir de, kurgusal ikiz Pan lari bu aci'dan ele alir.23 Son yillarda, Orta Asya'da da ilgili konulari iceren yazilar yazilmakta ve yayinlanmaktadir.24 Kurgusal dusler, yalanci belgeler ve efsane yaratmak islemleri, herseyden once "maya" kavram ve tanimina baglidir.25 Eger Turkler kendi tarih ve maya'larina kendi gozleri ile bakip, bunlari kendi kavramlarina bagli olarak yazmazlar ise, uluslararasi dusuncesel ve politik alanlarda oyuncak olarak kalmaya mahkumdurlar. Ornegin, Fransiz tarihcisi Fernand Braudel Fransa tarihini yazarken, Ingiliz tarihcileri A. J. P. Taylor ya da Toynbee'den ornek kullanmak geregini duymamaktadir. Bu tur tutumlar, tersi icin de gecerlidir. Bir "genel tarih" yazilabilmesi icin, once her toplumun tarihinin ayrintilari ile tek-tek yazilmasi gerekir. Kisacasi: "Gok kubbe'de kalan hos seda" sozu, oz olarak dogrudur. "Su uzerine yazi yazmaya" esittir. Konusulup ta kagida dokulmeyen dusunceler kaybolup gidecektir. Buna karsilik: is yapacak, karar verecek kisiler, yazilari okuyarak dusunmekte ve uygulamalara gecmektedirler. KAYNAKLAR: 1. Bu bildiri Ingilizce olarak Centre d'tudes et de Recherches Internationales / Fondation Nationale des Sciences Politiques tarafindan Ekim 1991 de Paris'te duzenlenen "LA TURQUIE ET L'AIRE TURQUE DANS LA NOUVELLE CONFIGURATION REGIONALE ET INTERNATIONALE: MONTEE EN PUISSANCE OU MARGINALISATION" baslikli toplanti'da okunmus; ozeti de, adi gecen kuruluslarca yayinlanan Cahiers d'Etudes sur la Mditerrane orientale et le monde turco-iranien dergisinin Ocak 1992 sayisinda Fransizca olarak yayinlanmistir. 2. Herbert Spencer Robinson & Knox Wilson, Myths and Legends of All Nations (Littlefield-Adams, 1981). 3. Bilindigi gibi, "Pan" sozcugu Ingilizce'ye gectikten sonra degisik anlamlarda kullanilmistir. Ilk agizda, "birlestirici" kavramindadir. Ornegin, Kuzey ve Guney Amerika'yi boydan boy'a asan kara yolunun adi "Pan-American Highway" dir. Bu yol'dan, Amerika kitalarindaki devletlerin birbirleri ile daha siki iliskiler icinde yasamasina calisilmistir. Bu kapsam'da "Pan," 19cu yuzyilda "Pan-Germenizm" (Alman Birligi) ile tarihte gorulur. Pan-Germenizm de, "Pan-Slavizm" in yaratilmasina on-ayak olmustur. Asagida da gorulecegi gibi, "pan" Turklere de uzatilarak, "yeni" bir politik akim olusturulmustur. 4. Arminius Vambery, Travels in Central Asia (London, 1865). 5. Edward Ingram, The Beginnings of the Great Game in Asia, 1828-1834 (Oxford, 1979). 6. H. A. R. Gibb, Modern Trends in Islam (Chicago, 1947); Nikki Keddie, Sayyid Jamal ad-Din "al-Afghani." A Political Biography (Berkeley, 1972). 7. Bu tur bir Islam Ihtilalinin nasil cikarilabilecegi uzerine bu imparatorluk uzmanlarinca hazirlanmis atilim onerisi, gunumuzde Yale Universitesi elyazmalari kutuphanesinde saklidir. 8. Avrupa kamu oyunda, Birinci Dunya Savas'ina verilen ad. 9. Osmanlilar. 10. Sozu edilen "Four Freedoms," ABD Anayasasi'na yapilan Birinci Ek'ten esinlenmistir. Ornegin, bak: S. E. Finer, Five Constitutions (Penguin, 1979). 11. Daniel Clarke Waugh, The Great Turkes Defiance: On the History of the Apocryphal Correspondence of the Ottoman Sultan in its Muscovite and Russian Variants (Columbus, OH: Slavica Publishers, 1978). 12. Sozu edilen donemde, toplumlarin buyuklugu gunumuz ile orantili olarak goz onunde tutuldugunda, bu sayilar cok buyuktur. 13. Vaticinium Sever, et Leonis Imperatorum, in quo videtur finis Turcarum in Profetia di Severo (1596). A. Fischer'ce 1920 yilinda ZDMG (47) de Arap harfleri ile yeniden yayinlanmistir. Tarihi olaylar bakimindan, 16ci yuzyil kadar, 1920 yilinin da Turkler acisindan oneminin unutulmamasi gerekir. 14. Philipp Lonicer, Chronicorvm Turcicorvm (Frankfurt, 1584); Johannes Leunclavius, Historiae Mvsvlmanae Tvrcorvm, De Monvmentis ipsorvm exscriptae... (1591). 15. Edward Louis Keenan, Jr., "Muscovy and Kazan: Some Introductory Remarks on the Patterns of Steppe Diplomacy" Slavic Review Vol. XXVI, No. 4 (December, 1967); Omeljan Pritsak, "Moscow, Golden Horde, and the Kazan Khanate from a Polycultural Point of View" Slavic Review Vol. XXVI, No. 4 (December, 1967); S. S. Aydemir, Suyu Arayan Adam (Istanbul, 1971). Dorduncu Baski. 16. Edward Louis Keenan, Jr., "The Jarlyk of Axmed-Xan to Ivan III: A New Reading" International Journal of Slavic Linguistics and Poetics XII, 1967. (Mouton, The Hague). 17. Ornek olarak, Rus Tale of Igor destani'in Turk kokenleri uzerine Orta Asya'li yazarlarca ileri surulmus gorusler icin bak: H. B. Paksoy, "Chora Batir: A Tatar Admonition to Future Generations." Studies in Comparative Communism Vol. XIX, Nos. 3 & 4, Autumn/Winter 1986. 18. Felix Valyi, Turk's Last Stand: The Historical Tragedy on the Bosphorus (London, 1913). Londra Universitesinde yapilmis bir konusma olup, Ingilizce'ye cevrilerek yayinlanmistir. 19. Joint Note of the Allied Governments in answer to President Wilson, The Murderous Tyranny of the Turks. Basyazari: Arnold J. Toynbee (Hodder & Stoughton, 1917). Unlu tarihci Toynbee, Paris Baris Toplantisina katilan Ingiliz diplomatlarindan biri idi. Daha sonra ek yazilar da yazmistir. Bak: Arnold J. Toynbee and Kenneth P. Kirkwood, Turkey (Charles Scribners, 1927). 20. H. B. Paksoy, ALPAMYSH: Central Asian Identity under Russian Rule (Hartford, 1989). 21. Turk tarihi ile ilgili temel belgelerin kurgusal ikiz Pan lara karsi geleneksel kullanilma yatkinliklari ile ilgili olarak bak: H. B. Paksoy "Central Asia's New Dastans." Central Asian Survey Vol. 6, N. 1, (1987); Bahtiyar Nazarov "Kutadgu Bilig: One of the First Written Monuments of the Turkic People" H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader (New York: M. E. Sharpe, 1994). 22. Yusuf Akcura, Uc Tarz-i Siyaset (Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1976). Bu yazi ilk once Kahire'de yayinlanan Turk gazetesinde 1904 yilinda basilmis idi. Ingilizce cevirisi icin, bak: David S. Thomas, "Three Types of Policies" H. B. Paksoy, Editor, Central Asian Monuments (Istanbul: Isis Yayinevi, 1992). 23. Kazim Karabekir, Cihan Harbine Neden Girdik, Nasil Girdik, Nasil Idare Ettik (Istanbul, 1937); a. g. y., Istiklal Harbimizin Esaslari (Istanbul, 1933-1951); a. g. y., Istiklal Harbinde Enver Pasa (Istanbul, 1967). Karabekir'in yazilari, yayinlandiklari yillardan cok once basimevlerine verilmis idi. Bu kitaplarin yayinlanmalarinin gecikme nedenleri uzerindeki dusunceler icin bak: Erik Jan Zurcher, "Young Turk Memoirs as a Historical Source: Kazim Karabekir's Istiklal Harbimiz." Middle Eastern Studies Vol. 22, No. 4, October 1986. 24. Ornekleri icin, bak: H. B. Paksoy, "M. Ali--Let us Learn our Inheritance: Get to Know Yourself." Cahiers d'Etudes sur la Mediterrane orientale et le monde turco-iranien Vol. 11, No. 1 (1991); Ayaz Malikov, "The Question of the Turk: The Way Out of the Crisis" H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader (New York: M. E. Sharpe, 1994). 25. Bak: H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik" Annals of Japan Association for Middle East Studies (Tokyo) No. 7, 1992. Pp. 173-220. Bu yazi, Yeni Forum (Ankara) dergisinin Cilt 13, No. 277, Haziran 1992 sayisinda yeniden yayimlanmistir. (sayfa 54-65).  From paksoy@babbage.franklin.edu Tue Apr 13 17:51:44 1999 Received: from babbage.franklin.edu (babbage.franklin.edu [192.70.252.124]) by locust.etext.org (8.9.3/8.9.3) with ESMTP id RAA15230 for ; Tue, 13 Apr 1999 17:51:42 -0400 (EDT) Received: from [192.70.252.120] ([192.70.252.120]) by babbage.franklin.edu (8.8.8+Sun/8.8.8) with SMTP id RAA16982 for ; Tue, 13 Apr 1999 17:48:48 -0400 (EDT) X-Authentication-Warning: babbage.franklin.edu: [192.70.252.120] didn't use HELO protocol Message-ID: <3713E678.5766@babbage.franklin.edu> Date: Tue, 13 Apr 1999 17:51:04 -0700 From: paksoy X-Mailer: Mozilla 2.0 (Win95; I; 16bit) MIME-Version: 1.0 To: etext Subject: 12 Content-Type: text/plain; charset=iso-8859-1 Content-Transfer-Encoding: 8bit Content-Disposition: inline; filename="12BASMAC.TXT" Status: O H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5 Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir. 12 "BASMACI" ve 1916-1924 TURKISTAN BAGIMSIZLIK SAVASI[1] Rus Carligi ordularinin 1552 yilinda Kazan'i isgal ederek baslayan Asya'ya yayilmalari, Asya'nin Kuzey'inden sonra, 1979 yilinda Afganistan'a girmelerine kadar surdu.2 Bu ordularin buyuk toprak koparmalari 1865 de Taskent'i isgalleri ve 1880 lerde Turkmenleri Goktepe'de kirmalari ile gerceklestirildi. Bu yol'dan milyonlarca Orta Asya'li Rus imparatorlugu kapsamina alindilar. 1897 carlik nufus sayimina gore, Orta Asyalilar Rus carliginin ortalama beste bir'ini (%20 sini) olusturmakta idiler. 1917 Bolsvevik ihtilali sonrasi carlik Rusyasinin yerini Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birligi (SSCB) aldi. SSCB icinde Stalin'in 1928-1953 yillari arasindaki tek sozlu yonetimi sirasinda kasitli yaratilan aclik ve "temizleme" yolu ile milyonlarca Orta Asyalinin kirilmasina karsilik, 20ci yuzyilda Sovyetler Birligi icindeki Orta Asyalilarin nufusu gene %20 den asagi dusmedi. 1936 SSCB nufus sayimini yapan Rus gorevlileri, "SSCBnin nufusunu az gostermeleri" neden gosterilerek, Stalin'in emri ile vurulularak "temizlendiler." Bir gorus'e gore, bu olay'in gercek nedeni, Orta Asyalilarin sayisinin Stalin'in isteginden yuksek gorunmekte olmasi idi. 1905 te Japon birliklerinin carlik ordularini Asya'inin Dogusunda yenilgi'ye ugratmalari, Asyalilarin bagimsizlik cabalarini arttirdi. Carligin bu yenilgisinin bir sonucu olarak, 1906 dan baslayarak Rus carligi'nin car baskanliginda "Anayasal Cogulcu Yonetim'e" gecmesi sozu edildi.3 Secimler yapildi ise de, cogulcu yonetim'e gecis gerceklesmedi.4 1914 te baslayan Birinci Dunya Savasi sirasinda, carlik ordulari Avrupa sinirlarinda buyuk yenilgilere ugramaya basladi. Bu durum'un sonuclarindan biri olarak, Car tarafindan 25 Haziran 1916 da, o gun'e kadar askerlik yaptirilmayan Orta Asyalilarin ordu'ya alinmasi buyrugu verildi. Orta Asyalilar carpismalara girmeyecekler, ancak carpisanlarin icinde saklanacaklari koruma cukurlari kazacaklardi. Bu buyruk uzerine, Orta Asyalilarca "Milli Kiyam" adi verilen Turkistan Bagimsizlik Savasi basladi. Carlik yoneticileri, bu olay'i bir bagimsizlik savasi olarak gostermemek icin, adini "Basmaci" koydular. Olaylari icinden yasamis olan Z. V. Togan, bu deyim'i aciklar: "'Basmaci' basmak maksadindan 'baskinci' ve hucum edici manasiyle once eskiya cetelerine denilmis. Car zamaninda bu gibi ceteler, Turkmenistanda, Baskurdistan ve Kirimda, istiklal kaybedilip rus hakimiyeti yerlesmek uzere oldugu zaman yasamistir. Baskurtlar bunlara Horasan istilahi [deyimi] ile 'ayyar' demislerdir. Kirimda (ve onlardan alinarak Ukraynada) 'haydamak' istilahlari kullanilmis; Baskurtlarda Buranbay, Kirimda Halim, Semerkandda Namaz gibi kahramanlar meshur olmustur. Bunlar, muslumanlara dokunmayip yalniz Ruslari, Rus fabrikalarini yagma ederler ve cok defa aldiklari ganimetleri ahaliye ulestirirlerdi. Ferganede bu gibi unsurlar car zamaninda da eksik olmamistir. Pamuk ekiminin gelismesinden sonra Ferganedeki iktisadi durumun fenalasmasi dolayisiyla eskiyaligin ve cinayetlerin cogaldigi[ni] yukarda soylemistik. Eski Basmacilarda ve Turkiye cetelerinde oldugu gibi, Turkistan Ozbek ve Turkmen cetelerinin de manevi onderi 'Koroglu'dur. Buhara, Semerkand, Cizakh ve Tukmen basmacilari geceleri toplanarak 'Koroglu' ve diger destanlari okurlar. Zahiren [disardan] eskiyalik gibi gorunen bu hareket, genis halk kutlesinin dusuncelerinin ve heyecaninin tercumani olur. Bu munasebetle Akcuraoglu Yusuf Bey, Sirplarin istiklal ihtilallerinde rol oynayan 'hoduk'lerin, Yunan istiklal hareketlerindeki 'Kleft' ve 'Palikarya'larin da yari milliyetperver ihtilalci ve yari eskiyalardan ibaret oldugunu hatirlatmaktadir. 1918 yilindan sonra kurulan basmaci yiginlarinin bircoklari ve en nufuzlulari, eski Koroglu ananesiyle [gelenegi] katiyen munasebeti olmayan agirbasli koy ilerigelenleri, bazan tahsilli kimseler oldularsa da, hepsine 'basmaci' adi verilmistir. Bundan dolayi 'basmaci' kelimesi, Turkistanda simdi 'siyasi cete' ve daha dogrusu mustevlilere [isgalci somurgecilere] karsi somurge ahalisinin isyanini temsil eden 'cete'ler manasinda kullanilir. Ozbek ve Kazak basininda simdi, 'Cin basmacilari,' 'Cazayir basmacilari' diye yazilmaktadir."5 Togan'in bu aciklamalarina, Romali Tarihci Tacitus'un MS Birinci yuzyil'da Britanyalilarla ilgili olarak anlattiklarini eklemek dogru olur.6 Caž'in bu buyrugu daha yururluge koyulmadan, Orta Asya'da ayaklanmalar yer aldi. Semerkant'da Hoca Behbudi; Taskent'te Munevver Kari; Hiva'da Pehlivan Niyaz; Buhara'da Osman Hoca; Cizzak'ta Kari Kamil; Kokand'da Abid Can; ve Gerbaba'da Sir Muhammed Bey ileri gelenleri cevrelerine topladilar. Bu kisiler'e, Kasgarli Mahmud'un 11ci yuzyil'da yazdigi Divan-u Lugat it Turk kitabinda da sozunu ettigi "Korbasi" (savunma birlikleri komutani) adi verildi.7 Orta Asya'lilar, bu baslangic ile bagimsizlik savasina girdiler. Carlik buyrugunu yeren ilk toplu gosteriler 11 Temmuz 1916 da Taskent'te yer aldi. Carlik polisi, toplananlarin uzerine ates acti. Gosterilere katilanlarin bir bolumunu tutukladi. Bu olaylarin baslamasindan otuz-kirk yil once carlik ordularinin ardindan Taskent'e getirilen Rus gocmenleri, yagma'ya basladilar. Carlik yonetimine karsi toplu gosteriler Margilan, Andican ve Hocend'e yayildi. Akkurgan, Akmescit ve Kancagali'da Rus gorevlilerine karsi vuruslar oldu. Cizzak'lilar, Moskova'ya giden demiryolunu kestiler ve kendilerini korumak icin orgutlendiler. Ruslar da ayaklanmayi bastirmak karsi islemlerine giristiler. Agustos ortasinda Orta Asya ayaklanmalari yayildi: Cuneyt Han, Askabat ve Merv'de; Abdulgaffar Bey, Akmola ve Turgay'da; Sabdan Batirogullari Muhiddin ve Husameddin, Yedisu ve Karakul'da; Ayuke Oglu Kanat Bey, Cu havzasinda bascilik yapiyorlardi. Baskaldiran Orta Asyalilarin ilk vurduklari yerler, tufek alabildikleri tek yer olan carlik polis karakollari idi. Carlik hukumeti Orta Asya ve Kafkaslarda siki yonetim ilan etti. 25 Haziran 1916 buyrugunda ongorulen'den daha asagida sayida Orta Asya'linin askere alinacagi duyuruldu. Rus'larin bu yeni tutumu, Orta Asya'lilarin baslamis olan karsi gosterilerini durdurmadi. Rus generalleri Kuropatkin ve Kalbovo, Orta Asya'ya getirilmis Rus gocmenlerini silahlandirdilar. Bu silahli gocmenler, iyi donatilmis Rus birliklerine yardimci olacaklardi. Uluslararasi anlasmalara aykiri olarak, Avrupa carpisma alaninda carlik birliklerine tutsak dusup, Orta Asya'ya tutuklu bulundurulmak icin getirilmis olan Alman, Avusturya, Cek, Macar v.b. savas tutsaklarina yeni kurulan carlik birliklerine katilmalari baskisi yapildi. Bu savas tutsaklarinin bir bolumu, carlik birliklerine parali asker olarak girdiler. Ivanov ve Rynov adli generallerin komutasindaki carlik birlikleri Cizzak'a yurudu. Olaylari gozleri ile gorenlerin yazdigina gore, General Madridov komutasindaki birlikler Hiva yoresindeki Turkistan toplumlarina saldirdi, kundaktaki bebeklere kadar onune gelen sivilleri oldurdu. Sag kalanlarin ise butun varliklarina el konuldu. Bolsevik ihtilalinden sonra yayinlanan bir Rus aciklamasina gore, "General Madridov, yalniz Turkmen kadinlarindan 280 kilo'dan fazla ceken gumus taki calmis idi." Orta Asya'ya yeniden Rus gocmenleri getirildi, Orta Asyalilarin topraklari, hayvanlari ve diger varliklarina el konuldu. 1916 ve 1917 yillarinda yer alan bu olaylar sirasinda en az birbucuk milyon Orta Asyalinin kirildigi belirtiliyor. Ruslarin kayiplari ise ortalama ucbin kadar idi.8 1917 de Rus ihtilali basverince, Rus carligi coktu. Rus carliginin yerine gelen Bolsevikler, eski carlik topraklari icine katilmis Orta Asya toplumlarina bagimsizlik sozu ettiler. Orta Asyalilar bu sozlere de dayanarak, bagimsizliklarini ele almak icin atilimlara giristiler. 1917 Araliginda, Kokand baskent olmak uzere, Bagimsiz Turkistan kuruldugu duyuruldu. Baskurtlar, 1918 Ocaginda Bagimsizliklarini acikladilar. Tatarlar da bu yolda idi.9 1918 ilkyazinda Azerbaycan Turkleri cumhuriyet kurdular.10 Butun bu cabalar, Bolseviklerin Orta Asya'ya Bati'dan getirdigi yeni ordular surmesi ile 1920lerde sonduruldu. Bir nedeni, Turkistanlilarin silah elde edemedikleri gibi, uluslararasi oyunlar icinde seslerini duyuramamalari oldu. Rudyard Kipling (1865-1936) adli Ingiliz sairi, Asya'daki Rus-Ingiliz cekismesine "Asya'daki Buyuk Oyun" adini vermisti. Bu oyun'un kurallari ise, kisaca ozetlenebilir. Oyunu oynayan iki ulke: bu bolgeleri kendi yonetimleri, bu'nu basaramazlar ise, etkileri altina almaya calismakta idiler. Bu da, iki imparatorluk arasinda acikca bir "guc dengesi" ugrasi idi. Asya'daki Buyuk Oyun'un icindeki ikinci bir oyun ise, "Dogu Sorunu" idi. Bu da: Osmanli Imparatorlugu'nun Ingilizlerce ayakta tutulmasi; karsilik olarak ta, Ruslarca parcalanmak istenmesi idi. Eger Osmanli imparatorlugu parcalanacak olsa, Ruslar Balkanlardan ("Yugoslavya" uzerinden), Bogazlardan ve Kafkaslardan asagi sarkarak Akdeniz'e acilacak idiler. Ingilizler Akdeniz'de Ruslarin bulunmasini istemiyorlardi. Hindistan'daki Ingiliz imparatorlugu ile Londra arasindaki ulasim Akdeniz'den geciyordu. Akdeniz'de Rus varligi, Hindistan-Ingiltere baglantisina golge dusurecek idi.11 18ci yuzyilda Napoleon da Misir'i bu gercegi goz onunde tutarak isgal etmis, Ingiliz amirali Nelson'un komutasindaki Ingiliz donanmasi ile Napoleon'un donanmasi 1798 yilinda Akdeniz'de, Nil suyu onunde bu yuzden vurusmuslardi. Asya'daki guc dengesinin ilk incelemesi, 1904 yilinda Yusuf Akcura tarafindan buyuk bir ongoru ile yapilmis idi.12 Daha sonra, ilgili olaylarin degerlendirmesi Kazim Karabekir'in 1930larda yazdigi kitaplarda ayrintili olarak yer aldi.13 Dogu Sorunu ve Asyadaki Buyuk Oyun, Kafkaslar uzerinde dugumleniyor, birbirlerine baglaniyor; bu cerceve icindeki atilimlarin cogunlugu Turkistan ve Afganistan'da yer aliyordu. Ancak, Asya'daki Buyuk Oyun'un baslangici uc ayri olay ile sinirlanabilir: 1) 1806-1813 yillarinda yer alan ve 1813 Gulistan anlasmasi ile son bulan ilk Rus-Iran Savasi; 2) 1828 Turkmencay anlasmasi ile biten ikinci Rus- Iran savasi; 3) Sonuclari 1829 da Edirne anlasmasi ile belirlenen 1828 Osmanli-Rus savasi. Her uc vurusmadan sonra, Ruslar toprak kazanmis ve Akdeniz'e adim-adim yaklasmakta idiler. Denilebilir ki, Ingilizleri dusunduren olaylarin basinda, 1828 Turkmencay anlasmasinin Ruslara verdigi oncelik idi. Bu anlasmaya gore: 1) Rus mallari, Iran gumruk vergilerinden bagisik olacakti; 2) Rus vatandaslari, Iran yasalarina bagli olmayacak idi; 3) Yalniz Ruslar Hazer denizinde donanma bulundurabilecek idi. Anlasmanin bu verileri ve Tahran'da Rus Buyukelcisi'nin bulunmasi, Rus destegi ile Iranlilarin Afganistan'a karsi harekete gecmeleri olanagini ortaya cikariyordu. Boylelikle, Turkistan-Afganistan "ekonomik, diplomatik ve askeri alani" birlesmis oluyordu. Iranlilar 1837 yilinda Afganistanin Herat sehrine karsi askeri harekat'a basladilar. Ingilizler de bu isgal'i durdurmak icin Afgan Savasi adi verilen hareket'e giristiler. 1841 yilinda, Ingilizler de Iran ile, Ruslara 1828 de Turkmencay anlasmasi ile Iran'da verilen oncelikleri andiran bir anlasma yaptilar. Bu sonuclar, ekonomik konu'larin onceligini ve bu yon'de ulus'larin ne gibi yuk altina gonullu olarak girebilecegini gostermesi bakimindan onemlidir. 1853-1856 yillari arasinda Kirim savasi yapildi. Ruslar, ortak anlasmaci Ingiliz, Fransiz ve Osmanli birliklerine yenildiler. Bu savas sonucunda, Ruslar Avrupali olduklari konusundaki surumlerini kaybettiler. Ozellikle, Rus car'inin "Orta Dogu'daki, ozellikle Osmanli imparatorlugu icindeki Ortodoks Hristiyanlarin koruyucusu oldugu" gorusu su'ya dusmus oluyordu. Rus'larin bu "koruyuculuk" tutumu ilk kez, Catherine II (cariceligi 1762-1796) tarafindan 1774 yilinda Osmanlilarla yapilan Kucuk Kaynarca anlasmasinda ileri surulmus ve kayitlara gecirilmis idi.14 Kirim'da bozgun'a ugrayan Ruslar, gozlerini Orta Asya'ya cevirdiler. Bu sure icinde, Orta Asya'nin onceden tug baglamis toplumlari guclerini kaybetmislerdi. Orta Asya'ya karsi Rus askeri hareketi 1864 yilinda basladi ve yirmi yil surdu. Orta Asya'da Rus Askeri Valilikleri kuruldu. Hristiyan misyonerleri Orta Asya'daki egitim, sanat ve yayinlari etkilemeye calistilar. Rus gocmenler Orta Asya'ya getirildi. Moskova ile Uzak Dogu'yu birlestirecek, olaylari genel kapsamlari acisindan etkileyebilecek onemli bir demiryolunun yapimina baslandi. Bu demiryolu'nun yapiminda calistirilmak uzere Rus ustalar, ve ikiyuz bin kadar da Cin'li isci getirildi. Bu Rus demiryolu ustalari ve Cin'li isciler, 1917 sonrasi Bolsevik ihtilali sirasinda silahlandirilarak, Orta Asya kurtulus savasina karsi Bolsevikler yararina dogustuler. Orta Asya yeralti ve yerustu varliklarini Carlik Rusya'si isletmeye basladi. Bu arada, 1860larin basinda yer alan Amerikan ic savasi dolayisi ile, Amerikan pamugunun dunyada satisi durmus idi. Bu kayba karsi, carlik yoneticileri Orta Asyalilara yalnizca pamuk dikmeleri buyrugunu verdi.15 Boylelikle, Orta Asyalilar kendi yiyeceklerini yetistirmek olanagini da kaybettiler, ve ancak carlik Rusya'sinin Ukrayna gibi uzak yerlerden getirip sattiklari bugday ile gecinmek zorunda birakildilar. 20 ci yyuzyilda, pamuk ekimi sirasinda sorumsuzca kullanilan insan yapisi bocek olduruculerin ve yuksek orandaki su kullanilmasi Aral denizini oldurdu. Carlik Rusyasi, Osmanlilardan toprak koparma tutumunu degistirmedi. 1877-1878 Osmanli Rus savasinda Ruslarin kazanclari gene Avrupa devletlerini dusundurdu. 1878 de yapilan Berlin Kongresinde Alman Basbakani Otto von Bismarck (1815-1898), yan tutmadan duzenleyici yardimcilik yapmak istegini ileri surdu. Rus'larin Osmanlilarda aldigi topraklarin bir bolumu Avusturya-Macaristan imparatorluguna verildi. Kibris ise Ingilizlere gecti. Ingiliz Basbakani Benjamin Disraeli (1804-1881) ile Bismarck'in ortaklasa gerceklestirdikleri bu anlasma, Ruslarin ticari tutumlarini degistirmelerine yol acti; Alman-Rus iliskilerini azaltti ve Fransiz-Rus yakinlasmasina kapi acti. Ingiliz ve Ruslar 1890-1907 arasinda Rus-Afgan sinirlari konusunda anlasmaya vardilar. Afganistan bir "devlet" olarak 1907 de, Ingiliz gudum'u altinda, Rus ve Ingiliz imparatorluklarini "birbirinden ayirici bolge" olarak kuruldu. Nedenlerinin basinda, Ingiliz ve Rus'larin Almanya'nin guclenmekte olmasindan dolayi duyduklari cekimserlik idi. Cunku, Almanya da Asya'daki Buyuk Oyun'a giriyor, ve Afrika'da da Alman yonetiminde somurgeler kuruyordu. Alman ticari girisimcileri, Berlinden baslayip, Istanbul ve Osmanli imparatorlugu uzerinden gecip Pekin'de son bulacak bir demiryolu kurmak calismalarinda idiler. Iliskin olarak, Kazim Karabekir'in Avrupa basinindaki yazilara dayanarak yazdigina gore, Almanya disinda ve ozellikle carlik Rusya'sinda oturmakta olan buyuk sayi'daki Alman topluluklarinin Osmanli topraklarina --ozellikle On Asya'ya (Anadolu)-- gocurulmesi de dusunuluyordu. O gunku uluslararasi iliskiler ve donatim gercekleri dolayisi ile, bu demiryolu'nun kapsami kucultuldu. Demiryolu gene Osmanli imparatorlugu icinden gecerek, Guney'e, Bagdat'a dondu. Selanik, Birinci Dunya Savasi oncesi, Osmanli imparatorlugunun dusunen sehri olmustu. Ardindan gelen yillarda, Turklerin dusunce ve gelecegini etkileyen kisilerin buyuk bir cogunlugu Selanik'te birkac yil gecirdiler. Izmir ve Istanbul'da yasayan diger dusunurlerle ve ileri goruslu yakinlari ile yazisiyorlardi.16 "Hareket Ordusu," 1909 da Istanbul'da yer alan 31 Mart irtica olayini17 bastirmak icin yola ciktiginda, subaylarinin yuklu bolumu once'den Selanik'te ve Makedonyada gorev yapmislardi. 1912 Balkan savasi bittiginde, Avrupali devletler Osmanlilarin bir jandarma orgutu kurmasini istemislerdi. Bu jandarma, "Osmanli imparatorlugu icinde yasamakta olan Hristiyanlarin can ve mal guvenligini koruyacak" idi. Selanik ve Makedonyadaki Osmanli subaylari, Osmanli jandarmasini denetlemek icin gelen Avusturyali ve Italyan subaylarla da tanisiyorlardi. Ustelik, o surec icinde, Alman subaylari Istanbul'daki Harbiye'de ogretmenlik yapmakta idiler. Yetisen subaylar, Almanca ogreniyor, Alman ordusu savas yontemleri ile yakindan ilgileniyorlardi. Bu subaylarin arasinda, 1909- 1911 arasinda Almanya'da Askeri Atase olarak gorev yapacak, Alman Dogu Bilimleri profesorlerince arkadasligi arananip, yakinligi bilinecek Enver Bey de var idi. Enver'in Pan- Turkizm ve Pan-Islamizm dusunce akimlarina olan tutkusunun bu sure icinde koyulastigi da soylenir. Birinci Dunya Savasi sonrasi, Enver Pasa'nin Turkistandaki olaylarla yakindan ilgisi olacakti.18 Pan-Turanizm ve Pan-Islamizm Turklerce yaratilan akimlar degildi. Dogu Bilimleri Profesorleri ve degisik devletlerin yonetimince gorevlendirilmis kisilerce olusturulmuslardi. Pan-Turanizm'in baslangici, 1865 yilinda yayinlanan bir kitapta gorulur. Bu yaraticiligin temelini, Uruk, boy ve oymaklarina bakmadan Turklerin toplu kokenleri ve birbirleri ile tek dil olan Turkce ile anlasabilmeleri olusturuyordu. Ustelik Turkler, Altay daglarindan, Osmanli imparatorlugunun baskenti Istanbul'a kadar uzanan genis bir bolgeye yayilmislardi. Bu gorus'un Turklere yansitilmasina, oz dusunceleri olarak benimsemelerine ugrasildi. Rus'lar ve Avrupalilar, Pan- Turkizm'i bir bagnazlik tutumu olarak ve Mogol Cengiz Han'in (1167?-1227) yasaminda estirdigi uluslari kasip- kavurma uygulamalarina es tutmaya calistilar. Sonucunda "Pan-Turkizm" in yalnizca Ruslari degil, butun Bati uygarliginin varligini ortadan kaldirabilecegi "korkusu" dile getirildi.19 Topluca, Orta Asya'ya karsi yeni bir dizi Hacli Seferleri duzenlenmesi geregini destekler tutum takinildi.20 Pan-Turkizm, Orta Asya'da acik kollarla karsilanmadi. Yakin yillarda da ogrenildigine gore, Pan-Turkizm onerisi ilk olarak Ingiliz imparatorlugundan aylik alarak calismakta olan bir kisice olusturulmustu.21 Orta Asya'nin bu yon'den yeniden onem kazanmaya baslamasi 1894 yilinda Fransiz-Rus yakinlasmasina ve bu arada Pan-Turkizm uzerine yeni kitaplarin yazilmasina neden oldu. Bu surec icinde yazilan kitaplarin icindeki gorusler, sonradan Rus kitaplarina da aktarildi. Y‹rminci yuzyil'da Rus isgali uzerine kacip Avrupa baskentlerine yerlesen az sayida Orta Asyali gocmen dusunurlerce, Pan-Turkizm Turkistan'in Rus somurgeliginden kurtulus yolu olarak gorulmeye baslandi. Orta Asya gocmen dusunurlerinin bu calismalari da, Avrupa kamu oyu olusturucularinca gene ele alindi, daha once sallanan "Pan- Turkizm" i suclayici parmaklar'in sayisi artti. Bu kamu oyu olusturucularinin da cok iyi bildikleri gibi, bu surec icinde Turkiye cumhuriyetinin kurulmasina da neden olan olaylar, Turkistan icin de gecerli idi; Ingiliz, Fransiz, Irlandali, Isvicre ulusculuk dusuncelerinden cok ayricaligi yok idi. Almanlarin Birinci Dunya Savasi oncesi Osmanlilari Pan-Turkizm'i acikca kucaklamaya ittirmelerinin nedeni de kolaylikla goruluyordu: Rus'lara karsi bu yol'dan girisim ile, Rus ordu'larini boldurmek, ve Alman ordularina Bati'da soluk aldirmak. Ayrica, Ingilizlerin Asya'daki imparatorluguna karsi, Almanlar Pan-Islam calismalarina basladilar. Dusunceleri, Orta Asya'da bir Islam ihtilali cikartmak, Ingiliz birliklerini diger yerlerden cekerek bu ihtilal'i bastirmakla ugrastirmak. O gunlerin Alman Disisleri Bakan'ina verilen bu "Islam Ihtilali" onerisi, gunumuzde ABD deki Yale Universitesi Kutuphanesinde bulunmaktadir. Pan-Islamizm'in, Islam dininin temelini olusturan "ummetcilik" tutumu ile dogrudan ilgili olmadigini goz onunde almak gerekir. Pan-Islamizm, Avrupali devletlerin kendi aralarinda "Guc Dengesi" ugraslari sonucu orta'ya cikan "somurgecilik" uygulamalarina karsi Cemaleddin Afgani (1839-1897) tarafindan uygulanmaya baslamis idi. Muslumanlari bir araya getirerek, bagimsiz bir Islam toplumu gerceklestirmek amacini guduyordu. Ancak, "bagimsizligini kazanacak" olan bu "Musluman toplumunun" kendi iclerindeki Arap, Hintli, Iranli, Irakli, Magribi, Sudanli, Suriyeli, Turk v.b. gibi ayirimlari yapilmamakta idi. Avrupali kamu oy'u olusturuculari, Pan-Islamizm'i de "tersine" bir hacli seferi belirtisi olarak gostermeyi basardilar. Alman uygulayicilari da, Afgani'nin olumunden sonra Pan-Islamizm yandaslarina olanca gucleri ile destek verdiler. Bu yol'dan, Ingiliz yoneticilerinin savas icindeki sorunlarini arttirmayi denediler.22 Birinci Dunya Savas'i basladiginda, Pan-Turkizm ve Pan-Islamizm iki ayri yonde, ancak tek amac ile isletilmekte idi. Bolsevik ihtilali basverdiginde, yukarda da belirtildigi gibi, Alman yoneticileri Bati sinirlarinda bunalmakta olan Alman ordularina soluk aldirmak yollari ariyorlardi. 1918 Kasim ayinda Birinci Dunya Savasi silah birakismasi yer aldi. Yapilan anlasmaya gore, Istanbul'un Ortak Ingiliz, Fransiz ve Italyan ordu ve donanmalari ile isgaline karar verildi. Bu isgal baslamadan kisa sure once Istanbul'dan bir Alman denizaltisi ile cikan Enver Pasa, Odessa uzerinden 1919 basinda Berlin'e vardi. Enver Pasa Berlin'de, Alman subaylarinin destegi ile bir "Islam Birligi" orgutu kurdu, gazete yayinlamaya basladi.23 Birkac deneme'den sonra, Alman yoneticileri Enver Pasa'yi 1920 yilinin ortalarinda Moskova'ya ulastirmayi basardilar. Enver Pasa Moskova'da gunun ileri gelen Bolsevikleri ile konustu, Hindistan'in Ingilizlerden bagimsizligini kazanmasini saglamak icin Asya'da bir Islam Ihtilali baslatmak onerisinde bulundu. Bu is'e Turkistan'da baslamak istegini acikladi.24 Bu arada, Orta Asya'lilar oz bagimsizliklarini ellerine almak icin, dunyadaki diger akimlarla ilisigi olmayan bir orgut kurmuslardi. Bu cerceve icinde, daha onceden duyurulmus olan Baskurt, Kazak, Ozbek, Tatar atilimlarinin baslarindaki onderler belirli bir isbirligi yapiyorlardi. Amaclari, Turkistan toplumlarinca 1916 da girisilmis olan bagimsizlik savasina olumlu olarak birlikte yon vermek ve bagimsiz Turkistan'i gerceklestirmek idi. 1919 da bu birligin kuzeyinde kalan Baskurt, Kazak ve Tatar bolumlerini Bolsevikler isgal edince, onderleri Guney'e, Semerkand ve Taskent yorelerine gectiler. Cemal ve Halil Pasalar da Enver'den once Moskova'ya gelmislerdi.25 Dusuncelerine gore, bir "Islam Ihtilal Birligi" kuracaklardi. Cemal Pasa'nin istegi, Hindistan'in Puncap yoresinde Islam Ihtilali cikarmak idi. Cemal Pasa, Moskova'da Bolsevik onderlerine Basmacilarin yardimi ile Hindistandaki Ingiliz imparatorluguna son vermek isteginde oldugunu soyledi. Bolsevikler inanir gorunduler. Cemal Pasa'inin, Turkistan'da ve Kuzay Hindistan'da bir Turk Birligi kurmaya calismasindan cekiniyorlardi. Daha once, 10cu yuzyilda Gazneliler,26 12ci yuzyilda Altamis,27 16ci yuzyilda Babur28 gibi Orta Asya Turkleri boyle imparatorluklar kurmamislarmiydi? Bununla birlikte, yakindan gozaltinda bulundurmak yolu ile, Camal Pasa'nin Bolsevik calismalarina dunya kamu oyunda "Pan-Turkizm" ve "Pan-Islamizm" korkusunu yaymak yolu ile yardim edebilecegini gorduler. Bu arada, Turkistan Bagimsizlik Birligi kurulmus, adina kisaca "Cemiyet" denmekte idi. Onderlerinden biri, daha sonra Avusturya ve Almanya'dan baslayarak, 50 yildan artik tarih Profesorlugu yapan Zeki Velidi Togan (1890- 1970) idi. 25 Ocak 1921 de, Turkistan Birligi, Afganistan'in Kabul sehrinde olan Cemal Pasa'ya bir mektup gonderdi: "....Sizden ricamiz budur ki, Ortasarktaki siyasetiniz koca Turkistan'in mukadderatini Islam aleminin halasi icin tertip olunan planlara kurban etmemek esasinda olsun....Bir defa daha hatirlatalim ki, Bolseviklerin mustemlekeleri Avrupa kapitalist devletleri elinden kurtarmak fikrinde samimi kaldiklarini bir dakika icin tasavvur ettigimiz halde bile, Turkistan, kendi mukadderatini kapitalizmle sosyalizmin akibeti simdilik mechul olan mucadelesi ile baglayamaz...."29 Turkistan Birligi gizli derneginin calismalari ve etkenligi de gittikce artmakta idi. Sovyetler30 ve Komunist partisi toplantilarinda, polis ve yonetim organlari icinde gizli calismakta olan uyeleri yardimi ile olaylarin akisini degistirebiliyordu. Buhara, Taskent, Semerkant ve Konkand'daki isci orgutleri de bu Birlik icinde idiler. Togan, "....Birligin basindakilerin bu basari'lari, 1917 yilinda ruyalarinda bile gorseler inanamiyacaklarini..." soyler. Enver Pasa'nin 1921 Eylulunde Turkistan'a gelmesinden once, Islamiyet'in bu toplum icinde belirli bir politik yer'i var idi. Eski dusuncesel canliligini ve parlakligini yitirmis, dar cerceveli bir tutuculuga donmus, kisilerin elinde yeni mezhep ve tekkelerde yonetilmekte idi. Togan'in anlattigina gore, Buhara Emir'i bu tur yoneticilerden biri idi. Bu arada, Basmacilar da uc'e ayrilmakta idiler: "emirciler;" "yari emirciler;" "emir dusmanlari." Birlik, emir'i, emir'in ozel dincilik dusuncesini ve bu tur dusunceleri destekleyenleri ortadan kaldirmak calismalarina basladi. Birlik, Emir ve emirciligin, Turkistan'in bagimsizligina kavusmasini engelledigi dusuncesinde idi. Birligin kurulmasina kadar, Buhara Emirligi de yasiyorken, aydin Turkistanlilar Basmacilarla iliski icinde degildiler. Basmacilarin basinda kadimist ulema31 vardi. 1917 yilinda yapilan Duma secimlerinde, aydinlar ve okumuslar dorduncu listede idi. Ulema da, okumuslarin karsisinda oldugundan, bunlara Dorduncu adini verdi ve sert karsi propaganda yapmaya basladi.32 Bunun sonucunda yeni kusak 1918-1919 doneminde "Dorduncu"lere inanmadi. Ustelik, Dorduncu'lerin Bolseviklerin propagandasina inanip Bolseviklerle isbirligi yapmalari da yeni kusagin Dordunculerden uzak durmasinin baska bir nedeni idi. 1920 yilinda, Dordunculerin bel bagladigi Bolsviklerin verdikleri sozleri tutmadiklari anlasilmaya baslaninca, ve bu'na Buhara Emir'inin Buhara'dan kacmasi33 yeni yardimlasmalara ve ortakliklara yol verdi. Dorduncu'ler Basmaci'larla isbirligi yapmaya basladilar, kadimist ulema'nin Basmacilar uzerindeki etkisi azalmaya basladi. Genc kusak da Basmaci'lara katildi. Turkistan Birligi de Semerkant, Hive ve Fergana'da Basmacilarla iliskiler kurdu. Ortak amac, Basmacilarin cagdas egitim yolu ile orgutlenmesi ve ulusal bagimsizliga duzenli olarak ulasmak idi. Turkistan Birligi, Basmacilarin egitimi icin en uzak koselere kadar ogretmenler gonderdi. Butun bu olaylar arasinda, Buhara Emiri kactigi yerde bile, Bolsevikleri "Rusya" olarak gormeyi, ve onlara bagli kalmayi surdurmekte idi. Baku'da Eylul 1920 de yapilan Dogu Iscileri Kongresi'nin34 de Turkistan bagimsizlik calismalari ve ugras'in arttirilmasi uzerine buyuk etkisi oldu. Orta Asyali'lar, Bolseviklerin ne gibi yontemlerle Baku'ya hazirlikli geldiklerini, Kongre'de alinacak kararlari Moskova'da yazip yanlarinda getirdiklerini gorduler. Bolseviklerin "guvenlik gorevlileri," soz alip Kongre'de konusmak isteyen Orta Asyalilari ne gibi yontemlerle susturduklarini izlediler. Anlasildi ki, Kongre'nin alacagi yon, cok daha onceden Bolseviklerce kararlastirilmis idi. Enver Pasa da Baku'ye geldi, toplanti'da bir konusma yapmaya calisti.35 Ertesi ay, Rus'larin istegi ile Bolseviklere silah satin almak icin Almanya ve Isvicre'ye gitti. Enver Pasa, 1921 yilinda gene Moskova'ya dondu. Turkistan Birligi askeri ve politik acilardan hazirlik yaparken, birkac ay oncesine kadar Moskova'dan Ingilizlere karsi "Islam Birligi" adina propaganda yapmakta olan Enver Pasa, 1921 sonlarinda Gurcistan ve Baku uzerinden Turkistan'a vardi. Basmacilarla iliski kurarak, Afganistanda olan Cemal Pasa ile birlikte Turkistan Birligi ileri gelenlerine Bolseviklere karsi harekete gecmek onerisinde bulundu. Yakinlik goremeyince, 1922 baslarinda Buhara'ya gecti. 1917 Ihtilalinden sonra Birinci Dunya Savasindan cekilen Bolsevikler, ordularini Bati sinirlarindan geriye alarak yeniden duzenlemeye basladilar. 11 Agustos 1919 da Rus generalleri komutasindaki 106 bin kisilik birlikleri ile "Turkistan cephesini" actilar. 1920 Eylulunde de Bolsevikler: Birinci, Dorduncu ve Besinci ordularini, Turkistandaki Bolsevik ordulari ile birlestirdiler. Sonucunda, yukarida da belirtilen silahlandirilmis demiryolu iscileri ve Rus gocmenlerine ek olarak, 200 bin kisilik iyi donatilmis bir Bolsevik gucu ile "Basmacilik" hareketini sondurmek isine giristiler. Ali Bademci'nin olaylari goz'leri ile gorenlerden topladigi bilgilerde de belirtildigi gibi, insanlik disi agir bir tutum ile sivil Turkistan toplumuna saldirdilar. Gene de, Turkistanlilarin bagimsizlik calismalarini durduramadilar. Bunun uzerine, Bolsevikler, bir yandan askeri harekat'i butun gucleri ile surdururken, diger yanda da "ozel atilimlara" girismek geregini duydular. "Pan-Turkizm" ve "Pan-Islamizm" in butun dunya icin bir musibet oldugu ve ortadan kaldirilmasi icin her turlu guc kullanilmasi gerekli oldugunu dunya'ya duyurdular. Bir taraftan bu yolda propaganda yaparlarken, diger yandan da Turkistanlilari birbirlerine karsi vurusturmak icin yollar aramaya basladilar. Turkistan Birligi ise, Komunist partisi ve Bolsevik yonetimi icindeki uyeleri yolu ile bu gelismelerden gunu gunune bilgi almakta idi. Enver Pasa'ya, Afganistan'a gecmesi ve kisisel calismalarini oradan yurutmesi onerisi yapildi. Enver Pasa ise, yukarda belirtildigi gibi, 1922 yili basarinda Dogu Buhara'ya gecerek orada Buhara Emiri'nin yonetiminde kalan Basmacilarla iliski kurdu. Dogu Buhara'daki emirci Basmacilar ise, Enver Pasa'yi silahsizlandirip, gozaltina aldilar. Enver Pasa'nin, Buharadaki Liva-i Islam Kumandani ve Halifenin Damadi gibi basliklarla muhur kazdirip bildiriler yayinlamasi ve Buhara emirinin askerbasiligini kabul etmesi uzerine gozaltinda bulundugu yerden ayrilabildi ve Bolseviklere karsi carpismalar duznenlemeye basladi. 1909 yilinda Istanbul'daki 31 Mart Irtica Hareketini bastirmak icin Hareket Ordusu icinde yurumus olan Enver Pasa, bu kez de, 13 yil once sert bir tutumla karsilik almis oldugu murtecilerle isbirligine girdi. Turkistan Birligi de bu yeni gelisme karsisinda tutumunu gozden gecirdi. Dogu Buhara'daki emirciler Turkistan Birligi uyelerine ve Turkistan Birligine karsi cikmaya basladilar. 1922 yili Agustos basinda Enver Pasa yalin kilic bir Rus birligine saldirdi, makinalitufek atesi ile karsilandi. Bugunku Tacikistan topraklari icinde kalan bir alanda vurulup oldu. Askeri hareketi yurutmek ile gorevli Rus generalinin gorus'une gore, Enver Pasa daha ise baslamadan once, toplumsal ve politik konulardaki yetersizliginden dolayi, dus'undeki ugrasini kaybetmisti. Bu Rus general'i, Moskova'da yaptigi bir toplantida, Enver Pasa'nin yazdigi ve ancak alicilarina varamadan Bolseviklerce ele gecirilmis mektuplarini sergileyerek gorusunu belgeledi.36 Birkac gun sonra, kurtulus savasi yapmakta olan genc Turkiye Cumhuriyeti, 22 gun ve gece suren (23 Agustos-12 Eylul 1921) Sakarya bogusmasina basliyordu.37 Enver Pasa'nin olumu, emirci ulemaca yaratilmis ikilik yarasinin iyilesmesini onleyemedi. Turkistan Birligi Bolseviklerle yaptigi vuruslari surdurdu. Ancak, ellerindeki silah ve cephaneyi yenileyemedikleri icin, Bolseviklerin donatim ustunlugu altinda ezilmeye basladilar. Bu arada, Bolsevikler de bos durmuyor, Kirgiz ve Kazaklar arasinda bascilik yarismasi acarak, Birligi bozmaya calisiyorlardi. "Pan-Turkizm" ve "Pan-Islamizm" konularinda da ayrica ozendirmelerle de Birligin dusuncesel yon'unu degistirmeye ugrasiyorlardi. 1919 yilinda Paris'te yer alan Baris Toplantisi ise, Turkistan'dan gonderilen sozculer ile ilgilenmedi. 1918- 1920 arasinda bagimsizlik kazanmis olan Azerbaycan Cumhuriyetinin sozculeri de, Baris Toplanti'sinin genel oturumlarina alinmadilar, yalnizca savas'i kazanan ulkelerin yoneticilerince "ozel gorusmelerle" oyalandirildilar. Turkistan Bagimsizlik Savasi uluslararasi ortamda yalnizca ilgisizlik gormedigi gibi, Iran ve Hindistan yolu ile bu bagimsizligin onlenmesine de calisiliyordu. Birinci Dunya Savasini kazanmis ulkeler, Bolseviklerin carlik Ruayasini devirerek yerine gecmelerini istemiyorlardi. Bunun nedeninin altinda, Bolsevik dusuncelerinin niteligi var idi. Bolsevikler, dusuncelerini 1848 yilinda Marks (1818-1883) ve Engels'in (1820-1895) Almanca olarak Londra'da yayinlanan Komunist Manifestosu38 uzerine oturtmakta idiler. 20 ci yuzyilin basi Avrupa goruslere gore, Bolseviklerin tutumlari, 1789 Fransiz ihtilali ve sonrasinda oldugu gibi, Avrupa'da ic savaslarin cikmasina neden olabilecek, ve o gun'e kadar gucluk ile kurulmus olan uluslararasi dengeler bozulacak idi. Bolseviklere (Kizil Rus'lara) karsi carpistirilan Rus Peter Wrangel (1878-1928) Ingiliz, Fransiz ve Italyan isgali altindaki Istanbul yolu ile Kirim limanlarindan silah ve cephane yardimi gormekte idi. Amerikan ve Ingiliz birlikleri de 1919 yilinda Kuzey'den, Arkhangels limanina indirilmis, Wrangel'in komutasindaki "Beyaz Rus" birliklerine yardim etmek icin hazirlik yapiyorlardi. Bu ortam icinde, duzenli dusunce cercevesi ile ele alindiginda, Bolseviklere karsi Avrupa devletlerinin Turkistan Bagimsizlik Savasina yardimci olmalari gerekirdi. Ancak, belki de "Pan-Turkizm" ve "Pan-Islamizm" propagandasinin kamu oyu dusuncelerine yerlestirilmis olmasi, Bolseviklere karsi savasan Avrupa devletleri ile Turkistanlilarin dogal gorus birligini engelledi. Turkistan Birligi yoneticileri, silahli vurusmalarin kendi acilarindan olumlu bir sonuca baglanamayacagini anladilar. Bunu uzerine, bagimsizlik ugraslarini dusunce savasi olarak surdurebileceklerine inanc getirdiler. Boylelikle, toplumlarinin ilerde yeniden bagimsizlik ugrasina girebilecekleri gunlere hazirlik yapmak istediler. Bu yolda, iki atilim'a gectiler. Once, yetenekli, egitim ve deneyli bascilarini Orta Asya'dan cikardilar. Bu bascilar, Avrupa ulkelerinde Turkistan Bagimsizlik Savasi icin bilimsel yol'dan caliscaklardi. Ikinci olarak ta, Turkistan Birligi orgutu'nu SSCB de yeni yaratilmakta olan kuruluslar icinde saklamak yolunu sectiler. Baslangicta, her iki atilimi da basardilar. Bir bolum Turkistan Birligi bascilari gizlice sinirlardan gecirilerek Turkistan disina kacirildilar. Eger bu kisiler Turkistanda kalmis olsalardi bile, Turkistan Birligine yardimlari olamayacagi gibi, Birlige zararlari da olacak idi. Cunku, Bolsevikler butun ordu gucleri ve gizli polisleri ile bu kisileri aratmakta idi. Bu arama-taramalar, SSCB ici kuruluslarda saklanmakta olan Turkistan Birligi'nin diger uyelerini ortaya cikarabilecegi icin de her anlamda sakincali idi. 1920lerde Turkistan disina cikarilan bu bascilar, sonraki yillarda Turkistan bagimsizligi yolunda buyuk yarari olan calismalari gerceklestirdiler. Ikici Dunya Savasi sirasinda, gene yuksek sayi'da Turkistanli, bu kez SSCB Kizilordu'su icinde askere alindilar. Kizilordu bu sure icinde ozellikle Almanlara karsi carpismaktaydi. Kizilordu icindeki Turkistan'lilar, kisa sure icinde silah birakarak Alman tarafina gecmeye basladilar, savas tutsagi oldular. Alman Genelkurmayi, bu Turkistanlilardan birlikler kurarak, Kizilordu'ya karsi carpistirdi. En sonunda, ABD yoneticileri bu Turkistanli birliklerin varliklarini ogrendi. Ikinci Dunya Savasinin bitmesi ile baslayan Soguk Savas icinde once New York'ta "Rusya Halklarini Kurtarma Komitesi"39 kuruldu. Bu komite, Amerikan ordusu isgali altindaki Munih'te olusturulan "Bolsviklere Karsi Koyma Islerini Duzenleme Merkezi"ni40 olusturdu ve giderlerini yuklendi. Ancak, bu isleri yoneten ABDli yoneticilerin de Turkistan Bagimsizlik Savasinin ilkelerini ve baslama nedenlerini anlamadigi goze carpiyordu. ABDli yoneticiler, Rus olmayip ta SSCB de yasamakta olan toplumlarin Avrupa'da yasamakta olan onderlerinin "Bolsviklere Karsi Koyma Islerini Duzenleme Merkezi" cercevesi icinde birlesmelerini oneriyordu. Bununla birlikte, Bolsevik olmayan ve Bolseviklere karsi calismakta olan Rus'lari "Bolseviklere Karsi Koyma Islerini Duzenleme Merkezi"nin basinda tutulmakta idiler. Bu durum da, SSCB icinde yasayan diger toplumlar gibi (Turkistan Bagimsizlik Savasinin nedenlerinden biri dolayisi ile), Turkistanlilar icin dusunulebilecek bir olay degildi. Belki de bu islerle gorevlendirilmis olan ABDli yoneticiler, butun iyi niyetlerine karsilik, ya ellerinde iyi bilgi olmadigindan, ya da olaylari butun yonleri ile anlamadiklarindan bu tur uygulamalara giriyorlardi. Bu nedenlerle, bu surec icinde Moskova'da kurulmus olan Karsi-Propaganda orgutleri de "Bolsviklere Karsi Koyma Islerini Duzenleme Merkezi" calismalarini onlemekte gucluk cekmediler. Turkistanlilarin ikinci amaci olan, Turkistan Birligi Kurulusunu ve bu Birlik icin calisan uyelerini saklamak ve korumak calismalari da kisa sure icin basarildi. Taskent baskent olmak uzere, Turkistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Ancak, Moskova'daki Sovyet yoneticilerince, Turkistan SSCB ve benzeri olarak 1920 de kurulmus olan Harzem SSCB ve Buhara SSCB de "sonuc" olarak gorulmemekte idi. 1924 yilinda, Buhara ve Harzem SSCBleri gibi Turkistan SSCB de bozduruldu. Toplami parcalanarak, yerlerine Kazak, Ozbek ve Turkmen SSCBleri kuruldu. Kisa sure sonra da, Kirgiz SSCB Kazakistan SSCBden; Tacik SSCB de Ozbekistan SSCBden koparilarak iki yeni "cumhuriyet" olarak olusturuldu. Bu duzen 1991 sonuna kadar surdu. 1920lerde yer alan butun bu olaylara karsin, Turkistan Birligi dusuncesi ve kurulusu tam anlami ile ortadan kaldirilamamisti. Stalin'in 1928-1953 yillari arasindaki tek sozlu yonetimi sirasinda kasitli yaratilan aclik ve "temizleme" yolu ile kirilmalarina karsin, Turkistan Birligi'nin onderleri ve ilkeleri yasamakta idi.41 KAYNAKLAR: 1. Bu yazi Ingilizce olarak "Basmachi" basligi ile Modern Encyclopedia of Religions in Russia and Soviet Union (FL: Academic International Press, 1991), Cilt 4, Sayfa 5-20 de yayinlanmistir. 2. H. B. Paksoy, "Chora Batir: A Tatar Admonition to Future Generations." Studies in Comparative Communism Vol. XIX, Nos. 3 & 4, Autumn/Winter 1986, ve kullandigi kaynaklar. 3. Bir anlamda, kuruldugundan bu yana tek kisi'nin buyruklari (Mutlakiyet) ile yonetilen carligin, yasalara dayali yoldan (Mesrutiyet) "cogulcu" yonetime gecmesi sozu ediliyordu. 4. Ayrintilar icin, bak: H. B. Paksoy, Orta Asya Cogulcu Yonetim Gundemleri (1992), ve kullanilan kaynaklar. 5. Z. V. Togan, Turkili Turkistan (Istanbul, 1981). Sayfa 387. Anlasilacagi gibi, Cin ve Cezayir basmacilarina yapilan atiflar, adi gecen ulkelerdeki 1940 ve 1950 lerdeki savaslar ile ilgilidir. 6. Tacitus, The Agricola and the Germania, H. Mattigly (Tr.), Revised by S. A. Hanford (London, 1970). S. 62-64. Cevirisi icin bak H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik" Annals of Japan Association for Middle East Studies (Tokyo), 1992, No. 7. Bu yazi, Turkiyede ayrica yayinlandi. Bak: Yeni Forum (Ankara), Vol. 13, No. 277, 1992. 7. Kasgarli Mahmut, Kitab Diwan Lugat at Turk. Ilk yayin: Kilisli Rifat (Istanbul, 1917-19). 3 cilt. Daha sonra, B. Atalay tarafindan yeniden yayinlandi: Divanu Lugat-it-Turk Tercumesi (Ankara, 1939-1941). 3 cilt. 8. Ali Bademci, Turkistan Milli Istiklal Hareketi ve Enver Pasa, 1917-1934 (Istanbul, 1975); Abdullah Recep Baysun, Turkistan Milli Hareketleri (Istanbul, 1934); Mustafa Cokayoglu, 1917 Hatira Parcalari (Paris-Berlin, 1937); Baymirza Hayit, Esir Turkler ((Ankara, 1966); Abdulkadir Inan, "1916 Yililndaki Ayaklanma" Turk Kulturu (1963), No. 12; Hasan Oraltay, Alas: Turkistan Turklerinin Milli Parolasi (Istanbul, 1973); A. Oktay, "Turkistan Milli Muhtariyet Hukumeti" Dergi (1964) No. 19; Ibrahim Yarkin, "Muhtar Turkistan ve Alas Orda Hukumetleri ile Basmacilik Hareketleri Hakkinda" Turk Kulturu (1964) No. 23; a. g. y. "Turkistanda 1916 Isyani Hakkinda Bazi Bilgiler" Turk Kulturu (1968) No. 68; Karsilik olarak, "Basmaci" uzerine Rus yazarlari 200 uzerinde yayin yaptilar. Dizin icin bak: Marie Bennigsen Broxup, "The Basmachi" Central Asian Survey (Oxford) 1983. Cilt 2, N. 1. 9. H. B. Paksoy, "Kirim Tatarlari" Belgelerle Turk Tarihi Dergisi (Istanbul) Sayi 72, Subat 1991. 10. Audrey L. Altstadt, The Azerbaijani Turks: Power and Identity under Russian Rule (Stanford, 1992). Hoover Institution, Studies in Nationalities Series. 11. Bu konu'larda cok kitap yazilmistir. Ornek olarak bak: Edward Ingram, The Beginnings of the Great Game in Asia, 1828-1834 (Oxford, 1979); a. g. y., Commitment to Empire: Prophecies of the Great Game in Asia, 1797-1800 (Oxford, 1981); a. g. y., In Defense of British India: Great Britain in the Middle East, 1775-1842 (London, 1984). 12. Yusuf Akcura, "Uc Tarz-i Siyaset" Turk gazetesi (Kahire) 1904, Sayi 24. 1904. Bu yazi, 1912 yilinda Istanbulda bir kitapcik olarak basildi; Turk Tarih Kurumunca Ankarada 1976 yilinda yeniden yayinlandi. Ingilizcesi icin bak: Ceviren: David Thomas, "Three Policies," H. B. Paksoy, Ed., Central Asian Monuments (Istanbul: Isis Press, 1992). 13. Kazim Karabekir, Istiklal Harbimizin Esaslari (Istanbul, 1933-1951); a. g. y., Istiklal Harbinde Enver Pasa (Istanbul, 1967); a. g. y., Cihan Harbine Neden Girdik, Nasil Girdik, Nasil Idare Ettik (Istanbul, 1937); a. g. y., Istiklal Harbimiz (Istanbul, 1960), cilt I. Yasami boyunca, Karabekir 30 a yakin kitap yazdi. Bu kitaplarin yayimi, degisik kisiler ve yayinevlerince gunumuzde surdurulmektedir. 14. S. J. Shaw & E. K. Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey (Cambridge, 1977). 15. Lowell Tillett, The Great Frienship: Soviet Historians on the non-Russian Nationalities (Chapel Hill, N. C, 1969); Alexander Park, Bolshevizm in Turkestan, 1917-1927 (New York, 1957); Hugh Seton-Watson, The Russian Empire, 1801- 1917 (Oxford, 1967); Richard Pipes, The Formation of the Soviet Union (Harvard, 1957). 16. H. B. Paksoy, "Nationality and Religion: Three Observations from Omer Seyfettin" Central Asian Survey Vol. 3, No. 3, 1984. 17. Sina Aksin, 31 Mart Olayi (Ankara, 1970); Ernest E. Ramsaur, The Young Turks: Prelude to Revolution of 1908 (Beyrut, 1965). 18. Bu surec ile ilgili olarak, bak: Ahmed Emin [Yalman], The Development of Modern Turkey as Measured by Its Press (New York, 1914); idem, Turkey in World War (New Haven, 1931); Halide Edib [Adivar] The Turkish Ordeal (NY, 1928); Uriel Heyd, Foundations of Turkish Nationalism: The Life and Teachings of Ziya Gokalp (London, 1950); L. V. Thomas and R. N. Frye, The United States and Turkey and Iran (Cambridge, MA, 1951); F. Kazemzadeh, The Struggle for Transcaucasia 1917-1921 (NY, 1951); T. Z. Tunaya Turkiyede Siyasi Partiler, 1859-1952 (Istanbul, 1952); Serif Mardin, Jon Turklerin Siyasi Fikirleri, 1895-1908 (Ankara, 1964); G. L. Lewis, Turkey (London, 1965); idem, Modern Turkey (London, 1974); Feroz Ahmad, The Young Turks: The Committee of Union and Progress in Turkish Politics, 1908-1914 (Oxford, 1969); M. Gilbert, Winston S. Churchill, 1914- 1916. (Boston, 1971); B. Lewis, The Emergence of Modern Turkey (Oxford, 1976); S. J. Shaw & E. K. Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey (Cambridge, 1977); Lord Kinross, Ataturk (New York, 1978); Alvin Z. Rubinstein, Soviet Policy Towards Turkey, Iran, and Afghanistan: The Dynamics of Influence (New York, 1982); M. Sukru Hanioglu, Bir Siyasal Orgut olarak 'Osmanli Ittihat ve Terakki Cemiyeti' ve 'Jon Turkluk' 1889-1902 (Istanbul, 1985); Sevket Pamuk, The Ottoman Empire and European Capitalism, 1820-1913: Trade, Investment and Production (Cambridge University Press, 1987); Resat Kasaba, The Ottoman Empire and the World Economy: The Nineteenth Century (State University of New York Press, 1988); Bruce Masters, The Origins od Western Economic Dominance in the Middle East: Mercantilism and the Islamic Economy in Aleppo, 1600-1750 (New York University Press, 1988); Selim Deringil, Turkish Foreign Policy during the Second World War: An "Active Neutrality" (Cambridge University Press, 1989); Masami Arai, Turkish Nationalism in the Young Turk Era (Leiden, 1991). 19. Kaynaklar icin bak: H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik" Annals of Japan Association for Middle East Studies (Tokyo), 1992, No. 7; ve Yeni Forum (Ankara), Vol. 13, No. 277, 1992. 20. Joint Note of the Allied Governments in answer to President Wilson, The Murderous Tyranny of the Turks. Arnold J. Toynbee (Hodder & Stoughton, 1917). Tarihci Toynbee, 1919 Paris Baris Toplantisina katilan Ingiliz takiminin bir uyesi idi. Ek olarak bak: Arnold J. Toynbee and Kenneth P. Kirkwood, Turkey (Charles Scribners, 1927). 21. M. Kemal Oke, "Prof. Arminius Vambery and Anglo-Ottoman Relations 1889-1907" Bulletin of the Turkish Studies Association, Vol. 9, No. 2. 1985. 22. Nikki Keddie, Sayyid Jamal ad-Din "al-Afghani" A Political Biography (Berkeley, 1972); H. A. R. Gibb, Modern Trends in Islam (Chicago, 1947). 23. Masayuki Yamauchi, The Green Crescent Under the Red Star (Tokyo, 1991). 24. S. S. Aydemir, Makedonyadan Orta Asyaya Enver Pasa (Istanbul, 1970-1972). Uc cilt. (Birkac basimi yapildi); a. g. y., Tek Adam (Mustafa Kemal) (Istanbul, 1963-1965) Uc cilt; a. g. y., Ikinci Adam [Ismet Inonu] (Istanbul, 1966- 1969) Uc cilt. Ek olarak, bak: Feridun Kandemir, Enver Pasa'nin Son Gunleri (Istanbul, 1943). 25. Cemal ve Halil Pasalarin kimlikleri ve ilgili olaylar icin bak: S. S. Aydemir, Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Pasa (Istanbul, 1972) Uc cilt. 26. C. E. Bosworth, The Ghaznavids: Their Empire in Afghanistan and Eastern Iran, 994-1040 (Beirut, 1973). 27. V. Smith, The Oxford History of India (Oxford, 1919); Simon Digby, "Iletmish or Iltutmush? A Reconsideration of the Name of the Dehli Sultan" Journal of the British Institute of Persian Studies (Iran) 1970, VII, Sayfa 57-64. 28. Lt. Col. Sir Wolseley Haig & Sir Richard Burn (Eds.) The Cambridge History of India (1922-1953), Vol III, Turks and Afghans (1928). M. G. S. Hodgson, The Venture of Islam: Conscience and History in a World Civilization (Chicago, 1974); The Babur-Nama in English, (Memoirs of Babur) Anette S. Beveridge, Tr. (London, 1922). 1969 da yeniden basildi; Muhammad Haidar A History of the Moghuls of Central Asia Being the Tarikh-i Reshidi of Mirza Muhammad Haidar Dughlad, E. D. Ross, (Tr.), N. Elias, (Ed.) (London, 1898). Ikinci basim icin bak: (New York, 1970). 29. Z. V. Togan, Turkili Turkistan Sayfa 431. 30. Rusca'da "Sovyet," bir yonetim kurulu'na verilen addir. Ornegin, "sehir meclisi," "hukumet meclisi." 31. Istanbul'da 31 Mart 1909 olayini cikaran, "seriat isteyici" tur'den. 32. Bu sure icinde Kirgizlarin "Dordunculer" uzerindeki gorusleri icin bak: H. B. Paksoy, "Observations Among Kirghiz Refugees from the Pamirs of Afghanistan Settled in the Turkish Republic" Journal of the Anthropological Society of Oxford Vol. XVI, No. 1, 1985. 33. Seynour Becker, Russia's Protectorates in Central Asia: Bukhara an Khiva, 1865-1924 (Harvard, 1968). Oncesi sure icin bak: R. N. Frye, The History of Bukhara (Harvard, 1954). 34. S. White, "The Baku Congress of the Toilers of the East" Slavic Review September 1967. 35. Konusma'nin metni icin bak: Masayuki Yamauchi, The Green Crescent Under the Red Star (Tokyo, 1991). Toplanti ile ilgili ayrintilar icin bak: S. S. Aydemir, Suyu Arayan Adam (Istanbul, 1971). Dorduncu Baski. 36. Sevket Sureyya Aydemir, Suyu Arayan Adam (Istanbul, 1971). 37. Bilal Simsir, Ingiliz Belgeleri ile Sakarya'dan Izmir'e, 1921-1922 (Istanbul, 1972). 38. Ilk Ingilizce cevirisi 1888 de yayinlandi. Ayrintilar icin bak: Karl Marks, Friedrich Engels, The Communist Manifesto, Introduction and notes by A. J. P. Taylor (Penguin, 1967). 39. American Committee for the Liberation of the Peoples of Russia. 40. Coordinating Center for the Anti-Bolshevik Struggle. 41. Bak H. B. Paksoy, "Orta Asya Cogulcu Yonetim Gundemleri" Yeni Forum (Ankara), Vol. 13, No. 281, Ekim 1992. Pp. 32-42.